Gandi Kemal – Ali TALİP / Gerçek Hayat
// Mayıs 21st, 2010 // No Comments » // İktibas
Yiğit Namıyla Anılır
Sadece Türkler değil, bütün doğu toplumları sevdikleri insanlara lakap ya da unvanlarla hitap etmeye bayılırlar. Bizde biraz da soyadı kanununa rağmen devam eden bir gelenektir lakap. Ne demişler, yiğit namıyla anılır. Daha gençliğinin baharında tahtından edilerek Yedikule’de boğulan II. Osman’a “Genç Osman”, isyankâr Erzurum Valisine “Abaza Mehmet Paşa”, iskankârları canlı canlı kuyulara doldurup üzerlerini örten vezirimize “Kuyucu Murat”, Mustafa Kemal’e “Gazi Paşa”, İsmet İnönü’ye “Milli Şef”, Demirel’e “Çoban Sülü”, Ecevit’e “Karaoğlan” denmesinin arkasında hep bu namla – lakapla anma geleneği vardır. Lakap, lakap takılan kişiyi sadece tanımamızı, tefrik etmemizi kolaylaştırmaz, onu biraz da eğip bükmemize yarar. Karikatürize eden bir yanı vardır kimi lakapların ve unvanların.
Bu günlerde siyaset kültürümüze yeni bir lakap daha eklendi: Gandi Kemal. Kemal Kılıçdaroğlu’na takılan bu lakap Mahatma Gandi’nin ruhunu sevindirir mi yoksa ızdırap mı çektirir bilemeyiz ama, daha şimdiden lakabı ilk aklına getireni kutluyoruz. Kutluyoruz, çünkü uzun yıllar “hesap uzmanlığı” yapmış, ‘aman, hesaplarda bir yanlışlık çıkarsa başım yanar’ korkusuyla gençlik yapraklarını dolduran bir taşra memuruna “Gandi” lakabı takmak, ancak bizim latife yapmaktan hoşlanan matbuatımızda mümkün olabilirdi. İşi sadece latifeyle sınırlandırmanın vizyonsuzluk olacağının farkındayız tabiî ki. Tabiî ki Kemal Beyimize “Gandi” lakabını takanlar, onun düşük omuzlarını ve ürkek bakışlarını sağlam bir Hint kumaşıyla kamufle edip, siyasette başa oynatma derdindeler. Yazık edecekler sayın Kılıçdaroğlu’na diyeceğimiz geliyor; lakin mevzu derin. İşin içinde bir hesap uzmanı olan Kılıçdaroğlu’nun da hesap edemeyeceği, etse de elinden bir şey gelmeyecek bambaşka hesaplar var çünkü!
Bu “Gandi Kemal” de nereden çıktı?
Şimdi şu iki soruya cevap vermemiz gerekiyor: Bir, bu “Gandi Kemal” de nereden çıktı? İki, Kemal Kılıçdaroğlu, ne kadar Gandi olabilir? İroni sanmayın, her iki soru da düşünülerek sorulmuştur ve siyasi bulmacamızın başıboş hanelerini doldurmak için cevaplanması zaruridir. İlk sorudan başlayalım isterseniz. “Gandi Kemal” nam lakaplı yiğit, Türk Siyaset Meydanında sol cenahın kumandanı iken, başı ince oyunlarla düşürülmüş bulunan Antalyalı Çerkez Deniz Beyin yerine geçirilmeye çalışılan eski bir Bağ-Kur yöneticisidir. Liderlerine kusursuz bir bağla bağlananları çok seven talih, onun da yüzüne güldü; zaman içinde Deniz Beyin partisinden milletvekili, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkan Adaylığı ve Parti Grup Başkan Vekilliğine kadar yükseltti. Ona “Gandi” lakabı, muhtemelen, İstanbul’a Belediye Başkanı olmaya çalıştığı günlerde, tavşanın derisinden aslan postu çıkarmakta mahir Türk Medyası tarafından layık görüldü. Öyle layık görüldü, çünkü hep bir hesap hatası yapacağım korkusuyla bakan bu naif adamda, zerre miktar liderlik vasfı göze çarpmıyordu. İstanbul’da partisinin oyunu bir parça yükseltti Kemal Kılıçdaroğlu. Bu küçük kıpırdanma, sadece Bay Kılıçdaroğlu’na değil, lakabına da irtifa kazandırdı ister istemez. CHP içerisinde yeni bir lider arayışında olanlar, vakti geldiğinde kullanılmak üzere Kemal Beyi de lakabını da gündemde tutmaya gayret sarfettiler. Nitekim o gün geldi ve Kılıçdaroğlu Kemal Bey, Antalyalı Deniz Beyin düşürülmüş başının yanında durup, koltukta gözü olduğunu ikrar etti. Tam böyle değil aslında. Ona “Gandi” lakabını layık gören de, Deniz Beyin boşalan yerini hemen ve bizzat doldurmasını isteyen de, koca bir ülkeyi karanlıktan kurtarmasını bekleyen de halktı. Bir cadı kazanını andıran ve obalar halinde hareket etme alışkanlığı bulunan tarihi Cumhuriyet Halk Fırkasına reis seçilmek için sadece halkın arzusunun yetmeyeceğini, bir yerlerden işaret fişeği de atılması gerektiğini bilenler, bu halk sözcüğüne pek de itibar etmediler doğal olarak. “Gandi Kemal”in Hindistan’dan mülhem olmayan yanının kim ya da kimler tarafından koltuğa çıkarılmaya çalışıldığı halen daha bir muamma!
Ve gelelim ikinci soruya: Kılıçdaroğlu Kemal Bey, Gandi namıyla meşhur, kendi urbasını kendi çıkrığında eğirmiş, yarı Hint bilgesi ve pasif bir direnişçi olan Mahatma Gandi’ye ne kadar benziyor? Aslında bu sorunun cevabı, Kılıçdaroğlu Kemal Beye “Gandi” lakabını layık görenler vermeli diyeceğiz ama, onlar meselenin sadece suret benzerliği kısmıyla ve lakabın tutup tutmayacağıyla alakadar oldukları için, işin esasıyla vakit kaybetmek istemeyeceklerdir. Efendim, İndus ve Ganj nehirlerinin bereketlendirdiği Ulu Hint diyarında, Porbandar Başvezirinin oğlu olarak dünyaya gelen Gandi’nin, daha meşhur “Tuz Yürüyüşü”ne çıkmadan çok evvel, başından envai çeşit işler geçmiş idi. Bırakın peşinden gittiği liderin boşaltılmış koltuğundan istifade etmeyi, kendi iktidarı da dahil, bütün iktidarlardan uzak durdu. Onu Hindistan’ın efsane lideri yapan, İngiliz sömürgeciliğine karşı giriştiği akıl almaz pasif direnişti. Gençliğini Bhagavadgita okuyarak geçirmiş bu soylu adam, Hinduizim, Hirstiyanlık, Budizm ve İslam hakkında da sağlam bilgilere sahipti. Üzerinde, kendi ördüğü giysiden başka bir giysi bulunmazdı, ömrünün büyük bölümü perhizle geçti. Sadece pasif direnişiyle dize getirdiği İngilizler değil, bütün dünya bu nefsini köreltmiş fakirin etkisi karşısında şaşkındı. Ve ona “yüce ruh” anlamına gelen “Mahatma” lakabını da, ünlü Hint şairi Tağore vermişti. Kendisi, sonraları direneceği Britanya Silahlı Kuvvetlerinde bir vakitler başçavuşluk bile yapmış idi!
Türk Gandisi Kemal Bey ise, Tunceli’nin şirin Nizamiye ilçesinde dünyaya geldi. İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde okudu. Hesap uzmanlığı yaptı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına adaylığını koyuncaya kadar Kemal Kılıçdaroğlu olarak tanınıyordu. Ancak bu kentin belediye başkanlık seçimleri için sokakları ve arka mahalleleri ziyaret ederken, birden bir kısım akıllı “medya mensubu” onun aslında “Gandi” olduğunu söylemeye başladı. Böylece Gandi, Hintli bir adamın adı olmaktan çıkarak, “Gandilik” diye tabir edilen bir unvana dönüştü. Artık İstanbul’un sokaklarını arşınlayan Kemal Kılıçdaroğlu değil, Gandi Kemal’di. Ortada pasif direnişiyle memleketten kovacağı bir İngiliz yoktu belki ama, yaptığı yürüyüşler, hatta yürüme biçimi tıpkı Gandi’nin uzun “Tuz Yürüyüşü”ne benziyordu. Tunceli ilimizin Nizamiye ilçesinden hayata atılmış bulunan Gandi Kemal’in bir eksiği vardı ama; bugüne kadar henüz giderilemeyen bir eksik. Ünlü Hint şairi Tağor, Gandi’ye Mahatma (yüce ruh) ön adını layık görmüştü. Nazım Hikmet yıllar önce öldüğüne göre, Kılıçdaroğlu Kemal Beye, geleneğimize uygun ve aynı zamanda (yüce ruh) anlamına da gelecek unvanı hangi şair verecekti. Ve bütün bunlardan önemlisi, Gandi Kemal, ne kendi çıkrığında kendi urbasını örüp giymeye başlayacaktı. Sorular, sorular, sorular. Allah’ım ne bunaltıcı bir karşılaştırma. Yazık değil mi bizim Kemal Beyciğimize? Ona bu lakabı takanların hiç mi acıması yok…
Sadede gelelim: Türk Gandisi Kemal Kılıçdaroğlu, yaklaşan kurultay öncesinde mahrem görüntüleri piyasaya sürülerek CHP’nin liderliğinden istifaya mecbur bırakılan Deniz Baykal’ın boş koltuğuna talip olduğunu açıkladı ve bu minval üzere partisinin Grup Başkan Vekilliğinden istifa etti. Siyasette bir “Gandi Kemal” tufanı yaşanır mı bilemeyiz ama, bu Gandilik işi acayip hoşumuza gitti. Görelim Mevlam neyler, neylerse güzel eyler…
Ali TALİP – Gerçek Hayat (500. Sayı)






