Archive for BT-İnternet

Modern Web Saldırıları

// Eylül 1st, 2008 // No Comments » // BT-İnternet

Özet:

Bu doküman kurbanların karşılaşabileceği modern web saldırı tekniklerini içerir Örnek ataklar hackerların kullandıkları teknikleri resmetmek için kullanılmıştır. Saldırıya uğramış ve hasarlı sitelerin görevi birlikte hareket ederek bu saldırı tekniklerini güvenlik amacıyla kullanılabilecek hale getirmektir.

1.Ön Bilgi

Soracağımız birkaç soru, bir kısım malwarein başarısı hakkında bilgi edinmemizi sağlayabilir: Nasıl ve kim tarafından ortaya çıkarılırlar?, Nasıl çalışırlar?, Nasıl hızlıca yayılırlar? ve Nasıl saklanırlar? Bu sorulardan ilk ikisi –ortaya çıkış ve çalışma prensibi- bu tehtidin başarısında muhtemel en etkili faktörlerdir. Tarihsel olarak inceleme yaptığımızda en şöhretli kötü yazılımlar bu şöhretlerini ortaya çıkış yöntemlerine borçludurlar. Pek çok toplu e-posta gönderme virüsü ve solucanı çok hızlı üreme ve SMTP ,  altyapısını geniş çapta kullanabilme yetenekleri sayesinde büyük hasarlara yol açtılar. E-posta yollu tehditler halen internet kullanıcılarının başını ağrıtmaya devam ediyor, SMTP muntazaman toplu spam saldırıları için Trojanlar  tarafından kullanılıyor. İlk yüksek-profil “dosyasız” Windows solucanı olan CodeRed , Microsoft IIS servisindeki bir açıktan yararlanıp aşırı derecede hızlı bir şekilde yayılarak büyük bir yıkıma neden oldu. SQLSlam  hızlı yayılma işlemini yeni bir düzeye çekerek salgının (outbreak ) ilk birkaç dakikasında tahmini olarak 100.000-200.000 makinenin etkilenmesine yol açtı. SQLSlam çoğalması ile oluşan trafiğin etkileri, bir çok internet root nameserverın mahzun kesinti raporlarıyla  birlikte geniş ölçüde hissedildi.

E-posta kaynaklı tehlikeler genellikle kötü içerikli eklentiye kurbanı yönlendirmek için sosyal mühendislik tatkiklerini kullanır. E-posta sunucuları peşin hükümle çalıştırılabilir içeriği zararlı olup olmadığına bakmaksızın engellemeye başlayınca zaman içerisinde dosyalar arşivlenerek, hatta bazı durumlarda şifrelenerek gönderilmeye başlandı .
Teslim mekanizması, malware için en çok arzulanan yöntem olmasına karşın, her zaman kod çalıştırılması için kullanıcıya ihtiyaç duymaz. En yaygın yöntem bazı uygulama  veya işletim sistemlerinin  açıklarını değerlendirerek zararlı kodu çalıştırmaktır. Geçtiğimiz yıllarda bir çok ağ solucan türü çeşitli açıklardan yararlanmak suretiyle ağ üzerindeki makinelere zarar vererek bu yöntemin tipik temsilcileri oldular . Exploitler başta olmak üzere web saldırılarında en çok kullanılan yöntemler bu dokümanda detaylarıyla anlatılıyor. Ziyaretçinin kullandığı tarayıcıda bulunan sömürülebilir açıklar kurban zararlı bir siteyi görüntülediğinde malwarein zararlı kodu çalıştırabilmesine olanak sağlıyor. Bu tip saldırılar genellikle “drive-by downloads”  olarak adlandırılır.

2. Güncel Zararlı Yazılımlarda Webin Rolü

Geçtiğimiz iki yılda zararlı yazılımlar webi daha çok kullanmaya başladılar. Web sayfalarının içerisine gömülmüş zararlı scriptlerden (kod dizileri) çok daha geniş etki alanına sahipler, örneğin:

• HTTP’yi kullanarak diğer zararlı dosyaları indiren downloader Trojanlar (internetten dosya indiren truva atı) webi basit bir dosya deposu olarak kullanılıyor.
• Saldırgan sitelerin barındırdığı zararlı scriptler, ziyaret, açığı olan bir tarayıcı tarafından gerçekleştirilince exploit kodunu çalıştırarak kurbanın makinesine zarar veriyorlar.
• Tehlikeli siteler zararlı kodların çok büyük sayılarda kurbana etki etmesine olanak sağlayan mekanizmalar sunuyorlar.
• Spam e-posta ve cezbedici siteler kurbanların zararlı yazılımlara maruz kalması için tuzaklar kuruyorlar.
•    Zararlı yazılımlar ziyaretçiyi başka sayfalara yönlendirebiliyor. Günümüzde online reklamcılık milyarlarca dolarla ifade ediliyor – . Ziyaretçilerin yönlendirilmesi veya diğer yollarla bir sitenin trafiğinin arttırılması, organizasyonlar veya bireyler için reklam sektöründe para kazancı sağlayan bir mekanizmaya olanak sağlıyor .

Hedeflenen reklamları görüntülemek için tarayıcılarla birleştirilen uygulama sınıfına genel olarak adware  (reklam yazılımı) denir. Günümüzde bu tip yazılımlara sıkça rastlanıyor ve genellikle diğer uygulamalarla birlikte yükleniyorlar (ad-supported software-reklam destekli yazılım). Tipik adware yüklemeleri, affiliate veya pay-per-install (yükleme başına ödeyen) adıyla bilinen, para kazanma mekanizmalarını şart koşuyor. Yazılımla birlikte kayıtlı olarak gelen reklam uygulamaları, diğer adware uygulamalarını indirmek için adware sitelerine bağlantı kuruyor. Bağlantı sırasında sunucuya reklam kimliğiyle giriş yaparak bu bağlantı sonucunda biraz ödeme alıyor. Bu mekanizma zararlı yazılım üreticileri tarafından, kullanıcının bilgisi olmaksızın, etkilenmiş makineler üzerinde adware uygulamaları çalıştırılarak, para kazanma amacıyla kolaylıkla değerlendirilebiliyor. Adware herhalde bu doküman dışında başka hiçbir yerde bu kadar iyi tanımlanmamıştır.
Web, malware üreticilerine için, aşağıda listelenen tekniklerin kullanılmasına olanak sağlayan, mükemmel bir iskelete sahiptir. Günümüzün tehlikesi kurnazca çalışarak, etkili bir biçimde masum kurbanlara zarar veren exploit kodları ve web tuzakları. Şekil 1.’de bazı ana hatlarıyla günümüz malware ataklarının web hileleri gözler önüne seriliyor.

Şekil 1. Günümüz zararlı yazılımlarının web saldırı  adımları. Dosya deposundan (Trojan downloaderlar kullanılarak) başlayarak tehlikeli sitelere açığı olan bir tarayıcı tarafından yapılan ziyaret sonucunda kurbanın zararlı yazılımdan etkilenmesini gösteren basit bir döngü.

Bu doküman, ilerleyen sayfalarda kurbanlar üzerinde kullanılmış örnek zararlı yazılım saldırılarını inceleyerek, daha detaylı bilgiler sunuyor.

Dosya Deposu

E-posta akarsuyunun içerisinde zararlı içeriğin var olması tüm e-posta tabanlı saldırılar için genel bir zaaftır. Çünkü bu gelen posta üzerinde tehdidi engellemek amacıyla sert politikaların uygulanmasına neden olur. Bu içeriğin ya direkt olarak bloklanmasını yada derinlemesine taranmasını sağlar. Malware üreticileri genellikle yaydıkları kitle-postalarda birincil yükü göndermezler (örneğin backdoor, şifre çalıcı veya keylogger), bunun yerine downloader Trojan tercih ederler. Bu yöntemin yegane amacı (tipik http yoluyla) bazı uygulamaları indirip uygulamaktır. İndirme yönteminin kullanılması malware yazarına birkaç avantaj sağlar:

• Birincil dosya ve e-posta.
Pratikte download için bir çok farklı yöntemle çok küçük binary kodlar yazılabilir. Bu da e-posta ağ geçidi güvenliğinin kolaylıkla geçilmesine olanak sağlar. Üstelik indirme dosyasının mass-spammed downloader üzerinden anında kod çalıştırmasına ihtiyaç duyulmaz. Bir geciktirme kodu eklemek kullanıcının şüphelenmemesi açısından çok daha etkilidir. Ayrıca bu yöntem kullanıcı makinesinde bulunan behavioral technologies (davranış teknolojileri) korumasının atlatılmasına da yardımcı olur.


• Uzak içeriğin güncellenmesi (the primary payload).
Saldırının temeli hedef URL’de barındırılan içeriğin kolaylıkla güncelleştirilmesiyle kolaylıkla değiştirilebilir. Server taraflı otomasyonlar genellikle tehtidin bir çok küçük değişkenini oluşturarak bunu kullanırlar (bir otomasyon yöntemiyle yüzlerce benzersiz değişken oluşturmak için repacking, re-encrypting veya recompiling kullanılır). Sabit URL’ler de barındırılan malwareleri inceyerek hangi sıklıkta içeriğin güncellendiğini tespit edebiliriz. Otomasyon bir çok script kullanılarak günde bir kaç kez güncelleniyor. Bilinen bazı malware türleri ise her 1-4 günde bir tekrar inşa ediliyor.

Tablo 1: 30 günlük periyotda zararlı türlerin ortalama güncelleme oranı.

Downloadın çeşitli aşamaları.
Daha önceden belirttiğimiz gibi downloaderın içeriği anında indirmeye ihtiyacı yoktur. Mekanizma farklı domainlerden içeriği indirerek diğer downloader bileşenlerini tamamlayabilir. Downloader sıklıkla içeriği indirmesi için kodlanmış bir config (ayar) dosyasından ibarettir.

Bu mekanizma çeşidi en çok kullanılandır; malware tarafından talep edildiğinde bir network deposu olarak kullanılan webden indirme işlemini gerçekleştirebilir. Otomasyonun belirli aralıklarla ve çoklu indirme seviyeleriyle zararlı dosyaları indirmesi, çoğunlukla birçok malware ve URL öğesini kapsayan, etkilenmiş sistemlerin oluşmasıyla sonuçlanır. Malware yazarları açısından böyle bir teknoloji yönetilecek çok esnek yapı oluşturuyor.

Son 2 yılda güvenlik şirketleri  tarafından tespit edilen downloader Trojanların sayısında keskin bir  yükseliş belirlendi. Bunlardan biri bilinen bir çok çeşidi olan ünlü Clagger . Bu tür sürekli olarak güvenlik ürünlerinin tespitinden kurtulmak için deneme amacıyla yazılmıştır. Şubat 2007’den beri neredeyse 80 benzersiz değişken tespit edildi (Mal/Clagger). Clagger downloaderların önemli bir kısmı online bankacılığı hedef alan bir başka zararlı tür olan Cimuz’u indirip kurmayı amaçlar .

Şekil 2: Şubat 2007’den beri tespit edilen Cragger örneklerinin zaman dağılımı.

2007’de hiçbir eklenti barındırmayan, sadece bir web bağlantısına sosyal mühendislik yoluyla kurbanın tıklamasını sağlamayı amaçlayan boş e-posta seviyesinde büyük bir artış tespit edildi. Tipik olarak, bu bağlantılar kullanıcı ziyareti gerçekleştirdiğinde  tarayıcısı aracılığıyla malware indirip uygulayan web sayfalarına yönlendirilmiştir. Son zamanlarda ortaya çıkan kitle e-posta gönderici eCard bu saldırı mekanizmasının kusursuz bir örneği , , . Kullanıcılar, e-posta mesajında bulunan bağlantıya tıkladıkları takdirde Şekil 3’te örneği sunulmuş olan web sayfasıyla karşılaşırlar.

Figure 3: Mal/Dorf spam mesajlarındaki bağlantıya tıklandığında açılan sayfa içerikleri.

Sayfa, çeşitli tarayıcı açıklarını kullanmayı deneyerek, bir malware uygulaması olan Dorf ’un indirilip kurulmasını amaçlayan, zararlı bir script içerir (Troj/JSXor-Gen olarak tespit edildi ).  Öncelikle kurban kitle e-postalarla anlaşmalı sayfaya yönlendirilir (e-postaların içerisinde anlaşmalı siteye yönlendirilmiş bir bağlantı mevcuttur). Diğer web saldırılarında da çok benzer JSXor-Gen scriptleri kullanılır, anlaşmalı site ziyaret edildiğinde script gizlice yüklenir (Bölüm 3.1’e bakın). Bu webin saldırılar için sağladığı esnekliği kanıtlar.

Şekil 4: Dorf saldırılarında kullanılar JSXor-Gen scriptinin görüntüsü (üst kısım: çözümlenmiş script, alt kısım: original script).

Mükemmel Tuzak

Bir önceki bölümde bahsedildiği gibi, exploitler malwarelerin sessizce kod çalıştırması için mükemmel mekanizmalara olanak sağlarlar. Buna rağmen, sosyal mühendislik, malware yazarlarının en güvendiği silahlardan biridir ve e-posta temelli saldırılarda sıklıkla kullanılır . Günümüzde, iyileştirilmiş bağlantılar ve istemci teknolojilerindeki gelişmeler ile, tarayıcılardan istenen zengin içerik talebi hiç bu kadar yüksek olmamıştı. Kullanıcılar web sayfalarının ses, animasyon veya görüntü içermesini talep ediyor. Malware yazarları için bu durum gittikçe ağ üzerinde sosyal mühendislik saldırılarının daha cazip (ve daha kolay) olmasına neden oluyor.
Zlob  adıyla bilinen Windows trojanı pornonun bir tuzak olarak kullanılmasını kusursuz bir şekilde ıspat ediyor. Yükleme mekanizması pornografik içeriğe sahip web sitelerindeki kampanyaları kullanıyor. İçeriğe erişmek için hamle yapıldığında (genellikle cazip bir porno filmi) kullanıcı Şekil 5’te gösterilen hata mesajıyla karşılaşır. Kayıp video codecini indirmek için yapılan tıklama başka bir siteden sahte codec kurulumunun (saldırının amacı doğrultusunda) indirilmesiyle sonuçlanır. Kurulum çalıştırıldığında zararlı Zlob bileşenleri yüklenmiş olur ve kurbanın makinesi zarar görür.

Şekil 5: Kurbanın makinesinde sahte video codec kurulumunun çalıştırılması için hazırlanan Zlob tuzağı

Sonraki Zlob bileşenleri tamamen aynı sosyal mühendislik mekanizmasını kullanır. Ancak arada bir fark vardır; boş hata mesajı yerine bir porno videosundan ses içerir, bu sayede kurbanın zararlı kayıp codeci yüklemesi garanti aldına alınmış olur.

Bir Bilgi Kaynağı

Sorgulama yönüyle (arama motorları vasıtasıyla) insanların iş ve özel hayatlarının ayrılmaz bir parçası olan web çok büyük bir bilgi deposudur. Art niyetli siteler potansiyel hedeflerin taranması için arama motorlarının kullanılarak bilindik açıkları yine web sayesinde bulurlar. Bir çok zararlı yazılım bu yöntemi kullanır. Bunların önde gelenlerinden birisi belirli bir forum uygulamasını kullanan yeni kurbanlarını Google arama motoru sayesinde tespit eden Perl/Santy solucanı dır. Geçmişte hackerlar network üzerinde derinlemesine incelemeler yapmak veya snifferlar oluşturmak zorundaydılar, günümüzde ise uygun hedefler arama motorları kullanılarak tespit edilebiliyor. Örneğin popüler bir günlük uygulamasında bir açık bulunduğunu varsayalım, saldırganlar bu uygulama tarafından oluşturulmuş sayfaları tarayarak potansiyel kurbanların listesini çıkarabilirler.
Kullanıcıların internet arama motorları büyük oranda kullanması malware yazarlarının yeni kurbanlar bulmalarına fırsat tanıyor. Arama motorlarında üst sıralara yerleşme amacıyla inşa edilen siteler saldırı hedefi olma açısından şanslarını maksimize etmiş oluyorlar. Arama motorları sıralamalarını manipüle etmek amacıyla sayfa içeriklerinde yapılan değişiklikler genellikle araştırmalarda zararlı sitelerin ilk sıralarda yer almalarını sağlıyor. Genellikle pornografik veya ilaç kullanımına ait sitelerin blok halindeki linklerini görmekte mümkün (bkz. Şekil 6). Bu tip bloklar sitelerinde aranan metinler style=display:none özelliği kullanılarak görüntülenen sayfada arka planda kalmaları sağlanıyor. Bu fenomen link bombardımanı veya Google Bombing  olarakta biliniyor (diğer arama motorlarında da yöntem uygulanıyor). Hedeflenen sitelerin çoklu linklerle desteklenmesi bu sitelerin arama motoru sonuçlarına ihtiyaç duymaksızın sıralamada yükselmesine neden oluyor. Geçtiğimiz yıl, Google bu tekniğin uygulanabilirliğini en aza indirmek için link bombardımanına karşı savaşan bir teknoloji başlattı .

Şekil 6: Link bombardımanında kullanılan “link-bomb” blok ve “iframe”leri.

3.Zararlı Siteler

Bir çok farklı tipte site malware içerir. Heckerlar bedava web sağlayıcı servislerde yeni siteler oluşturarak, bu siteleri kurbana ulaşmak için araç olarak kullanırlar. Zararlı kodlar (öncelikli olarak JavaScript) kullanılarak kurbana zarar veren bir çok yol mevcut. Bu kodlar ziyaretçinin tarayıcısını sayfanın doğru bir şekilde yüklendiğine inandırdıktan sonra tarayıcının açığını ararlar. Daha sonra uygulanabilecek açıklar listelenerek açık bulununcaya dek tarayıcı üzerinde denenir. Basit aldatıcı kod Şekil 7’de gösterilmiştir. Hackerlar yeni açıklar bulunur bulunmaz bunları saldırılarına eklerler (Örnek olarak yeni Yahoo! webcam ActiveX açığı ). Başarılı bir şekilde açıklar için exploit oluşturmakta kullanılabilecek yayınlanmış teknik dokümanların oranı ile çalışan exploit kodları arasında doğru orantı mevcuttur. Ek olarak bir ActiveX açığı üzerinde oluşturulan kod benzer bir ActiveX açığında başarıyla kullanılabilir.

Şekil 7: Modern web saldırısında kullanılan tipik aldatıcı kod.

Faydalanılan Siteler

Kullanıcılar ve kullandıkları web servisleri arasında bir güven ilişkisi vardır. Rutin olarak bu sitelere bağlanıp online haritalar üzerinden haber okur, hava tahminlerini incelerler,  dolayısıyla tarayıcılarını bu sitelerin içeriklerine izin vermelerini sağlarlar. Doğrusu kullanıcılar güvenilen site listelerini oluşturmaları için teşvik edilirler, böylece görüntülenen sitenin tarayıcı ayarlarından güvenilen site olarak ayalanması sağlanır. Bu yolla tarayıcılar görüntülenen sitenin ihtiyaç duyabileceği ActiveX, Java gibi kodlamaların çalışmasına olanak sağlar. Uygulanan konsept güvenilir olmayan sitelerin izin verilen içeriği üzerinde daha katı bir kontrol uygulanmasını esas alır. Buna rağmen son zamanlarda tehlikeli sitelerin seviyesinde keskin bir artış saptandı . Neden? Hackerlar bu işi sadece ün için yapmıyorlar , . Bu tip zararlı yazılımların barındırıldığı bir siteler dokümanın başında bahsedilen adımları tamamlayan gizli bir mekanizmayı sağlar: tehtidin yayılması ve uygulama. Üstelik bu siteler geniş ve güvenen bir kullanıcı kitlesine sahipse kurbanların sayısı büyük oranlara ulaşabilir. 2007 Super Bowl ödüllerinden kısa süre önce Miami Dolphins sitesinin hacklenmesi saldırılarda faydalanılabilecek sitelerin önemine dikkat çekti .

HTML extra içerik yüklenmesi için çok rahat yollara sahiptir.  En çok kullanılan yöntemlerden biri <IFRAME> tagıdır , içeriği sayfaya gizlice entegre eder. Bu tag bir çok web sitesinde uygulanmaktadır. Malware yazarı için bu yöntem gücenilen web adresleri üzerinden kullanıcının müdahalesine veya sosyal mühendislik uygulamalarına ihtiyaç duyulmaksızın zararlı içeriğin çalıştırılması için çok uygundur. 2007’nin son 6 aylık istatistiklerine göre web tabanlı malware uygulamalarının yaklaşık %50’si iframe yöntemini kullanıyor . İçeriğin yüklendiği iframein sayfadaki görüntüsünü ayarlamak için yükseklik ve genişlik özellikleri sıkça kullanılır. Kullanıcının zararlı iframei görmemesi için genellikle genişlik/yükseklik oranları çok küçük ayarlanır (0-10 piksel). Bir sayfada birden fazla iframeler mevcut ise, ufak ifremeler ufak kutucuklara sebep olur. Zararlı iframelerin bu özelliklere sahip olduğu bilinmesine rağmen proaktif tespit sistemleri bunları sıradan olarak görür, çünkü bir çok normak web sitesi çok benzer özelliklere sahip iframeler kullanmaktadır. iframe boyutu tespit için kullanılabilir fakat içeriğide (kaynak kodu) çok iyi analiz edilmelidir. İlginçtir, bir çok saldırı türü küçük boyutlardan çok büyük boyutlu iframelere geçiş yapmıştır (örn: 1500×1500 piksel), muhtemelen ufak boyutlardaki iframeleri potansiyel tehlike olarak gören savunma teknolojilerinin şüphelerini çekmemeyi amaçlıyorlar.

Şekil 8: Birçok kez kullanılmış bir sitenin ekran görüntüsü. Çok ufak kutucuklar görünüyor (23 kutunun her biri eklenmiş zararlı iframeler)

Benzer bir durumda iframe içerisindeki zararlı kodun sayfa görüntülendiğinde çalıştırılmasıdır.  Bunun neticesinde aynı sonuç elde edilir –sayfa görüntülendiğinde uzak sunucudan zararlı içerik çekilerek yüklenir- bu tip ataklar koruma yöntemlerine karşı farklı bir yöntem izlemektedir. Faydalanılan sitelerin tespit edilmesinde iframein tespitinden ziyade içerdiği metnin tespiti gereklidir. document.write(’<iframe …>’)’in sağladığı çeşitli yollarla JavaScript kullanılarak proaktif tespit sistemleri aldatılabilir (bkz. Şekil 9).

Şekil 9: Faydalanılan web sitesi görüntülendiğinde zararlı iframe sayfaya eklenir.  (üst kısım:sayfadaki  iframe tagı , alt kısım: saldırı sırasında zararlı kod sayfaya ekleniyor).

Pintadd  olarak bilinen yeni bir saldırı aynı şekilde uzak sunucudan zararlı içeriği çekmek için iframe yöntemini kullanır, fakat ufak bir hilesi vardır. iframe objesini ve niteliklerini oluşturmadan önce basit document.write() yerine createElement() metodu nu kullanır ve sayfaya eklemek için appendChild() metodu nundan faydalanır:

var url=’http://domain/path/index.php’;
var ifr=document.createElement(’iframe’);
ifr.setAttribute(’src’,url);
ifr.frameBorder=0;
ifr.width=1;
ifr.height=1;
document.bOdy.appendChild(ifr)
Kurban açısından iframe tagının direk eklenmesiyle bu yöntem sonuç olarak tamamen aynıdır. Günvelik yazılımları içinse üstesinden gelinmesi gereken başka bir problemdir. SophosLabs tarafından tespit edilen neredeyse tüm faydalanılan siteler uzak sunucuya bu şekilde bağlantılar içerir. Bir sitenin güvenliği aşıldığı andan itibaren, bir saldırı için gerekebilecek tüm bileşenler o sitede barındırılabilir.  Sayfa zararlı kodun çalıştırılması için modifiye edilip, yüklenecek olan zararlı yazılım aynı serverda barındırılabilir. Fakat bu yönteme pek rastlanmaz, bunun  iki ana nedeni vardır. İlk olarak faydalanılan siteleri tek bir yere yönlendirmek merkezi bir kontrol sistemi sağlar. İkinci olarak, ufak bir iframe kodu eklemek yerine büyük scriptler binary dosyalarını yüklemek yakalanma riski açısından çok daha dikkat çekicidir. Bir sitenin bir çok kez kullanıldığı içerdiği bazı işaretlerden anlaşılabilir (Şekil 8), sayfa kaynağıda bazı işaretler taşır. Çoklu iframe tagları veya zararlı scriptler kullanıldığı bazı durumlarda karakteristik işaretçilerle (HTML yorumlayıcı) eklenen kodun hemen başında ve sonunda karşılaşılır

Şekil 10: Her blok arasında (<!– ~ — >) kullanıldığı görünüyor.

Büyük sitelerden faydalanılması önemli bir ilgi oluşturabilir. Buna rağmen gözlemlerimize göre faydalanılan siteler genellikle küçük trafiğe sahipler. Ayrı ayrı az bir etki gösterselerde kümülatif olarak düşünüldüğünde azımsanmayacak bir etkiye sahipler. Bir diğer belirgin problem de ağ gelişiminin dışarıdan destek almasıdır. Öncelikle site oluşturulur, faaliyete geçirilir, fakat bunun sonrasında sitenin zararlı bir yazılım tarafından kullanılması durumunda herhangi bir şey yapamazlar. Sayfaların eklenen script veya iframelerden basit bir şekilde arındırılması hususunda dahi yetersizlerdir. Malwareler tarafından kullanılan sitelerin yöneticileriyle temasa geçip sitelerinin nasıl ve ne amaçla kullanıldıklarını aktarmak çok önemlidir. Fakat site yöneticileriyle temasa geçme işlemi bazı büyük siteler dahil başarısızlıkla sonuçlanıyor.

Hackerlar servis sağlayıcıda bulunan makine üzerindeki tüm sitelere tek bir siteye saldırarak ulaşabilmekteler . Bu yılın başlarında SophosLabs, EncIfr tarafından kullanılan onlarca serverın bulunduğu bir Polonya ISP tespit etti. Sayıları 13.000’in üzerine çıkan siteler yem olarak kullanılıyordu. Her bir sayfaya JS/EncIfr-A adındaki zararlı kod eklenmişti. Bu olay bir saldırının etki alanı ve önemini belirlemek için neden sadece etkilenen sitelerin tespit edilmesinin yeterli olmadığı anlamak açısından iyi bir örnek.

Bazı saldırıların bir dizi siteyi kullanmak yerine popular bir web sitesini kullanması bu durumun ayrıca ele alınmasının gerekliliğine işaret ediyor. Yakın geçmişte MySpace sosyal ağına yapılan iki saldırı bunun iyi iki örneği. Ofigel QuickTime görüntülerinin bir özelliğinden (gömülü JavaScript desteği) yararlanarak bir MySpace solucanı ortaya çıkardı . Kullanıcılar etkilenmiş bir profili görüntülediklerinde görüntü yürütülerek uzak servisten zararlı kodun çekilmesi sağlanmıştı. Bu kod MySpace’te bulunan bir XSS açığından faydalanarak kurbanın profiline etki ediyordu (QuickTime görüntüsü ekleyerek). SpaceStalk olarak adlandırılan daha sonraki bir saldırıda aynı yöntemi kullandı , . Bu tür odaklanmış saldırı tipleri kurbana zarar vermek için popüler web sitelerinin açıklarından faydalanır. Sitelerden faydalanmak amacıyla uygulanan tekniklerden (örn: XSS) kurbanın kendini koruması bir hayli zordur. Malware saldırılarından korunmanın en etkili yollarından biri URL sınıflandırma teknolojilerini kullanmaktır (bkz. Bölüm 4.)

Etkilenmiş Web Serverları

HTML ve script dosyalarını (PHP, ASP vb.) değiştirebilen birçok virus mevcut. Fujacks  ve Pardona  türevi dosyaları değiştirerek iframe tagı ekleyebilen virüslerdendir.  Her iki tür de Windows platformu için yazılmış olup, web servislerinin bir kısmı içintehlikelidir. Web servislerinin %30’unun Microsoft IIS tabanlı olmasına  rağmen bu türler kullanıcılar için hala büyük bir tehdit oluşturuyor. SophosLabs 2007 yılında bu virüslerin zarar verdiği geniş bir site listesi tespit etti. Etkilenmiş servislerde gözlemlenen ilginç bir şey ise diğer dosya tiplerinin (.GIF gibi) iframelere eklenmesi. Bu tip dosyalar zararsızdır (HTML iframe tagını yorumlayacak herhangi bir şekil uygulamasından haberdar değilim).

Özel Saldırı Siteleri

Tüm ağ saldırıları faydalanılan siteler üzerinden gerçekleştirilmez. Hergün internet üzerinde bu amaçla oluşturulmuş yeni sitelere rastlanıyor. Alan adı kayıt süreci yeterli derecede kontrol altında değildir, web tabanlı saldırılar için siteler oluşturulmasına veya benzer bir alan adının web trafiğinin takip edilmesine olanak sağlar. Bu yeni sayılabilecek yöntemi kullanan saldırılar var olan legal bir alan adına bazen telaffuz hataları veya ufak bir harf değişikliği kadar benzer alan adları edinirler . Bu teknikler phishing saldırılarında sıradandır fakat sadece bu saldırı tiplerinde kullanılmazlar. Saldırı için oluşturulmuş özel sitelerin alan adları içeriklerini yansıtmaz. Bazıları popular sitelerin adlarına yakın karakterlerden oluşur, diğerleri ise genellikle anlamsız karakter serilerinden oluşur (bir çoğu telaffuz bile edilemez). Saldırı siteleri alan adı kaydı yapılmadan, bedava hizmet veren servislerden alınan alanlarla da oluşturulabilir. Saldırı sitelerini araştırmanın önemli bir kısmı da alan adı bilgilerini incelemektir, bir sitenin zararlı olup olmadığı kısmen bu kriterle de belirlenebilir (i.e. bir sitenin saldırı sitesi olup olmadığını bildirebiliyor). er ikiside saldırı için Google’dan destek alır. İlki özelleştirilmiş bir Google arama sayfası gibi görünür, fakat esasında kurbana zarar vermek için tasarlanmış ve zararlı kodlar içermektedir . İkincisi ise web sayaç servisi olarak görünmesine rağmen değişik tarayıcı açıklarını kullanarak (MS06-057 , WinZip, MS06-055 , QuickTime (CVE-2007-0015), MS07-009 ) kurbanın bilgisayarına zararlı yazılım yüklemeyi amaçlar. Site sonuçları ikinci kez istendiğinde gerçek Google arama sayfasına yönlendilmiş olması ise işin ilginç kısmı.

Şekil 11:Örnek saldırı sitesi ilk istekte zararlı içeriği deniyor ikinci istekte ise orjinal Google arama sayfasına yönleniyor.

Geçenlerde ilginç bir şekilde zararlı site oluşturmak için gerekli araçlar herkes tarafından erişilebilecek şekilde pazarlandı. 2007 yılındaki saldırılarda en çok kullanılan araçlardan ikisi olan MPack ,  ve IcePack  aleni bir şekilde satıldı. Bu gibi saldırı siteleri oluşturmak için tasarlanan PHP tabanlı araçlar artık internet forumlarında rahatlıkla satın alınabilir hale geldi. İnsanlar seçtikleri malware ile çeşitli tarayıcı açıklarını kullanarak kurbanlara zarar vermek amacıyla bu araçları kullanabilirler. Scripting veya exploit bilgisine sahip olmaları bile gerekmez. Bu araçlar bir “landing page” (indirme sayfası) hazırlayarak süreci başlatırlar. Tüm hackerların yaptığı gibi daha sonra çeşitli yöntemlerle kurban bu sayfaya çekilir (genellikle spam e-posta veya aracı siteler vasıtasıyla). Tarayıcı indirme sayfasını görüntüleriğinde script kurbana zarar verebilecek olası tarayıcı açıklarını dener. Ayrıca bu araçlar yeni bir tarayıcı açığı keşfedildiğinde otomatik olarak indirme sayfasını güncelleyerek saldırının başarı oranını maksimize etmek için ayarlanabilir. Her kurban için bilgiler depolanır (veritabanlarında), ve bu bilgilerden oluşan istatistik sayfaları hackerların kullanımına sunulur. İstatistikler ayrıca  aynı müşterinin çoklu saldırılar yapmasını da engeller, sayfa içeriği görüntülenmez veya küçük mesajlar belirir (örn: “:[“]). Bazı araçlar ise “Üzgünüz! IP adresiniz yasaklı.” gibi mesajlar verir.

Figure 12: MPack yapılı bir saldırı sitesinden örnek sayfa.

Saldırı sitesi kurulduğu andan itibaren hackerların kurbanları bu siteye çekmeleri gerekir. Bunun için genellikle iki yöntem kullanılır, faydalanılan sitelerde ki iframe içeriklerinin çalıştırılması veya içerisinde bu siteye bağlantı içeren spam e-postalar. Spam e-postalarda en çok kullanılan yöntem ise pornografik içerik vaadi (örn: pornografik resimler videolar vb.) , . Son zamanlarda kullanılan saldırı aracı ise Iffy . Iffy ilk olarak, Microsoft Internet Explorer’ın imleç açığı (MS07-017)  sayesinde zararlı ANI dosyaları oluşturmak için kullanıldı. Müteakip Iffy saldırılarında ise kurbana zarar vermek için MS07-017 çerçevesinde oluşturulan diğer exploitleri kullanıldı.

Iffy farklı saldırılarda farklı malware parçaları yüklemek için kullanılan scriptlere iyi bir örnek. SophosLabs, 12 saat içerisinde (bu doküman hazırlandığı sırada) Iffy tarafından kullanılan 10 farklı saldırı çeşidi tespit etti (bkz. Şekil 13). Bunlar server tabanlı bir otomasyon tarafından devamlı olarak güncellenen üç farklı malware çeşidini yükleme işlemini gerçekleştiriyordu (bkz. Tablo 1).

Şekil 13: Iffy kullanılarak gerçekleştirilen saldırıların 12 saatlik periyottaki incelemesi.

Kurbanları “indirme sayfa”larına yönlendirmenin en çok kullanılan yolu daha önce de belirttiğimiz iframe yöntemi. Bu yolla bir çok kullanıcı tarafından görüntülenen tek bir site zararlı kodun çalıştırılması için yeterli oluyor. Bu tip saldırılarda özel saldırı siteleri ve faydalanılan sitelerin kombinasyonundan oluşan bir yöntemle tehdit kurbanlar arasında yayılıyor. Kullanılan sitelerde görülen bir yan etki ise saldırı sitesinin kapanmasından uzun zaman sonra bile zararlı içeriğin çalıştırılmaya çalışılmasıdır.

Tarihsel açıdan bakıldığında script tabanlı zararlı yazılımlar basit kod eklentileriyle yeni yazılım üretebiliyorlar. Bunun sonucu olarak bu yazılımların bir çok ufak varyasyonu mevcut. Benzer olarak piyasada satışa çıkarılan PHP tabanlı araçlarda kopyala/yapıştır yöntemiyle birbirinin varyasyonu haline gelmiş kod parçaları. Scriptin büyük kısmı kopyalandıktan sonra geri kalan kısımları ufak değişikliklerle tamamlanıp satışa çıkarılıyor (genellikle birkaç yüz dolara).

4.Web Saldırılarına Karşı Korunma

Bu doküman kullanıcıya sunulan koruma teknolojilerinden ziyade güncel zararlı yazılımların kullandığı yöntemleri ele almaktadır. Buna rağmen Web tehditlerine karşı uygulanabilecek çözümlerin bir bölümü bu kısımda sunulmuştur. Aşağıda ki maddeler tehditleri kısmen engellemek için kullanılabilir:
• Network ayrımı. Web siteleri bir çok farklı kategoriye ayrılır, bunlardan bazıları sosyal ağlar, kişisel web siteleri, küçük ticaret siteleri ve güvenilen global markalar olarak tanımlanabilir. Her bir kategorinin görüntülenmesi kullanının farklı risk seviyeleri ile karşı karşıya kalması demektir. Web hizmetini dışarıdan alan ufak sitelerin kullanılmasıyla oluşturulabilecek tehdit, kendi özel sunucusu olan rüşdünü ıspatlamış büyük organizasyon sitelerine oranla daha fazla olacaktır. Bu şekilde ayrım yapılarak uygulanacak bir güvenlik politikası son kullanıcı için riski azaltmaya yardımcı olur. Network ayrımı için uygulanan en popüler yöntem her biri için farklı tarayıcı ayarlamaları yapmaktır.
• Kullanıcı tarayıcıları. Internet Explorer hala en çok kullanılan tarayıcı olmasına karşın tüm saldırılar buna odaklanmaz. Diğer tarayıcılar daha fazla kullanım alanı buldukça saldırılar onları hedef alarak açıkları üzerinde yoğunlaşmaya başlar. Uygun tarayıcı seçimi – ayarlamaları ve uygulanabilecek eklentileride göz önünde bulundurarak- daha fazla güvenlik sağlanmasına yardımcı olacaktır. Mozilla tabanlı tarayıcıların en çok kullanılan eklentisi Java ve JavaScript uygulamaları üzerinde kontrol sağlayan NoScript  etkin bir koruma sağlanmasına yardımcı oluyor.
• Yama güncellemesi. Web saldırılarının agresif saldırılarına karşı kullanıcı makinesi daima güncel olmalıdır. İşletim sistemleri, uygulamalar veya internet tarayıcılarının yayınlanan yamaları takip edilmeli ve uygulanmalıdır.

4.1 İçerik Denetimi

İçerik denetiminin en yaygın türü alınan ve gönderilen http trafiğini tarayan uygulamaların  konuşlandırılmasıdır. Tarama tipik olarak bilinen bir malware içeren bir sayfa görüntülenmeye çalışıldığında bunu engeller. Ayrıca bazı anahtar kelimelerin geçtiği içerikte otomatik olarak engellenebilir.

Ağ geçidinde anti-virüs yazılımları tarafından gerçekleştirilen içerik taraması işlemi  kullanıcılara güvenliğin önemli bir bölümünü sunar. Gelişmiş ürünler diğer tarama opsiyonlarıyla optimize edilmiştir (e-posta veya hdd kontrolü gibi). İçerik denetleme ve URL filtreleme (bkz. 4.2) saldırı halinde birbirlerini çok iyi tamamlayarak koruma sağlar.

İçerik denetiminin önemli bir kriteri de performanstır. E-postadan farklı olarak web içeriği gerçek zamanlıdır, dolayısıyla devamlı olarak güncel bir koruma sağlanması gerekit. Artan bu ihtiyaç aldatıcı ve karmaşık zararlı scriptlerin analiz edilmesini bir hayli maliyetli bir hale getirir.
4.2 URL Filtreleme

Ağ uygulamaları URL sınıflandırmasını başarıyla uygular. İstenen URL eğer zararlı olduğu tespit edilmiş bir alan adına ait ise içeriğe bakılmaksızın adres engellenir. Hackerların devamlı olarak tehdit içeriğini değiştirdiği düşünüldüğünde bu yöntem oldukça yararlıdır. Bilindik zararlı sitelerin engellenmesindeki başarının altında yatan sebep bu tip sitelerin devamlı güncellenen bir listesinin bulunmasıdır. Bu listelerin belirlenmesinde birkaç faktör rol alır:
• Konuyla ilgili veri. Yeni ortaya çıkan malwareler hakkında mümkün olabildiğince hızı bilgi edinilmesi gerekir. Sistem global olmalıdır. Çözüm tehditler karşısında yeterli bilgiyi sağlamak için ağ spidering arçlarını veya benzeri yöntemleri kapsayabilir.
• Back-end sistemleri. Gelen URL içeriğinin hızlı bir şekilde taranması ve uygun verinin yayınlanması için kompleks işlemler uygulanmalıdır. Sistemlerin tehditleri izleyerek malwarein gerçek zamanlı analizini gerçekleştirip zararlı dosya tespiti ve URL engellenmesi için etkili bir koruma sağlamalıdır.

URL filtreleme aynı zamanda kullanıcının ziyaret ettiği sitelerin üzerinde de kontrol sağlar. Siteler porno, kumar, şiddet içerikli ve benzeri kategorilere ayrılarak istendiği takdirde engellenmesi sağlanabilir. Kategorize kriterleri URL filtrelemesinin başarısıyla doğru orantılıdır. Bu sebeple URL sınıflandırılmasının belirlenmesi açısından birçok 3. parti yazılım firmasına lisans verilmiştir.
4.3 Güvenlikte Son Adımı

Kullanıcı makinesinde kurulu olan güvenlik ürünleri önemlidir. Güvenlik çözümünü  belirlemek için anti-virüs yazılımlarının sunduğu bir çok önemli özellik mevcuttur. Bu özelliklerden birisi tespit edilmiş bir zararlı yazılıma karşı  proaktif korumadır. Servis tabanlı otomasyonlar tarafından sürekli olarak modifiye edilip yayınlanan yeni tehditlerin proaktif olarak tespit edilmesi zorunludur. Bilindik dosya tarama teknolojisine ek olarak genellikle host intrusion prevention systems (HIPs) ,  biçiminde adlandırılan run-time (çalışma zamanlı) koruma yöntemleri kullanılmaktadır. Bu yöntem bir dosyanın davranışlarını inceleyerek tehdit oluşturup oluşturmadığını inceler. Çalışma zamanlı koruma bir tehdit içeren uygulamanın tespit edilip zararlı içerik yüklenmeden önce durdurulmasında çok etkilidir.

Kullanıcı güvenlik duvarları özellikle anti-virüslerin gözünden kaçmış olan Trojan downloaderların tespitinde önemli bir rol oynar. Kaliteli güvenlik duvarı uygulamaları özellikle Trojan downloaderlar tarafından kullanılan yöntemlerde oldukça başarılıdırlar. Yaygın web saldırılarına karşı uygulanan bir diğer koruma da buffer overflow protection (BOP)  olarak adlandırılan teknolojilerdir. Bu teknolojiler genellikle uygulamaları takip ederek anormal bellek taşmalarına neden oldukları gözlendiğinde müdahale ederler. Bu yöntemle tarayıcı saldırının gerçekleştirildiği web sitesini ziyaret ettiğinde oluşan bellek taşımı tespit edilerek zararlı içerik engellenir. Saldırıların gün geçtikçe artan karmaşık yapısına karşı doğru güvenlik yazılımının seçilmesi çok önemlidir.

4.4 Web Server Güvenliği

Web servislerine yapılan saldırılar bir çok metodla gerçekleştirilebilir:
• Zayıf kullanıcı adı / şifre kombinasyonları
• Açığı tespit edilen web uygulamaları,
• İşletim sistemleri,
• Web server yazılım, veritabanı, araç veya kitaplıkları

Bir giriş noktası tespit edildiği andan itibaren hacker muhtemel uzak shell yüklemeleri deneyecektir. Yaygın şekilde kullanılan birçok shell mevcut, Şekil 14.’te en çok kullanılan shelllerin ekran görüntüleri verildi. Bir çok shell server üzerinde kod çalıştırma, diğer açıkları tarama veya dosya yükleme özelliklerine sahip.

Figure 14: En çok kullanılan shellerin ekran görüntüleri.

Web serverlarının barındırdığı sitelerin kullandıkları web uygulamaları hackerlar için ilk hedeftir. Tek bir sitenin sahip olduğu veritabanı veya script açığı o serverda bulunan tüm sitelerin etkilenmesine neden olabilir.
Web serverlarının bir çoğunda erişim koruması aktif değildir (hem sistem hem de web dizini üzerinde). Erişim korumasının aktifleştirilmesi serverın kendini korumasını ve olası bir etkilenme durumunda sistem yöneticisinin uyarılmasını sağlar. Ufak siteler içinse web dizinindeki dosyaları kontrol eden ve problemi yöneticiye ileten basit bir script yeterlidir. Bu işleme yarayan SpyBye  gibi araçlar site yöneticilerinin hizmetine sunulmuştur.


5 Özet

Bu dokümanda modern ağ saldırılarını inceledik. Bu saldırıların ticari ve sosyal ağ uygulamaları üzerinde nasıl esnek ve rahat bir yapıda olduklarını göstermeye çalıştık. Parasal amaçlarla ortaya çıkarılan malware yazılımları her geçen gün daha kompleks ve saldırgan mekanizmalarla ortaya çıkıyor. Modern web saldırıları ise onların başarısını en üst düzeye ulaştırmak ve daha fazla insana bulaşmasını sağlamak için türlü teknikler deniyor. Bir çok saldırı sitesi PHP tabanlı araçları kullanarak herhangi bir teknik bilgiye sahip olmasına gereksinim duymaksızın saldırı yapabiliyor. Yeni bulunan tarayıcı açıkları bir takım araçlarla otomatik olarak güncelleniyor.
Saldırılarda kullanılan zararlı kodlar güvenlik uygulamaları tarafından tespit edilmemek için birçok teknikler kullanabiliyor. Daha açık bir ifadeyle güvenlik ürünlerine meydan okuyorlar. Yine de tüm malwareler açıkları değerlendirip zararlı içeriği yüklemek için benzer teknikler kullandığı unutulmamalıdır.
Ayrıca server tabanlı otomasyon sistemleriyle zararlı yazılımların düzenli olarak modifiye edildiğini açıkladık. Bu günümüz malware yazarlarının daha fazla saldırgan olmalarını sağlıyor. Güvenlik sistemlerinin zararlı yazılım tespitinde daha gelişmiş sistemler bulması gerekiyor.
Ağ teknolojileri ilerlediği sürece malware yazarları da yeni sistemler geliştirerek saldırı gerçekleştireceklerdir. Saldırılara karşı URL sınıflandırması ve içerik taraması gibi koruma yöntemleri mutlaka kullanılmalıdır.

Sahte Hackerlığa Cyber-Warrior’dan Tepki

// Ağustos 27th, 2008 // No Comments » // BT-İnternet, Duyuru

Son zamanlarda internet üzerinden dolandırıcılık yapan şebekelerin ortaya çıkması ve bunların komuoyunda “hacker” olarak adlandırılması üzerine Cyber-Warrrior admini mub@rek bir açıklama yayınladı. Açıklamada sahtekarların “hacker” olarak adlandırılamayacağı, bu şahısların ancak ve ancak hırsız olabilecekleri söylenerek bu kişilere “hacker” denmesi halinde bunun “gerçek hacker”lara iftira ve hakaret olacağına vurgu yapılmış.  Metnin tam hali;

Hemen her gün yazılı ve görsel medyada “Sanal hacker çetesi yakalandı”, “Hackerler binlerce kişinin banka hesaplarını ele geçirdi”, “MSN şifrelerini kırarak kontör dolandıran hacker yakalandı” türü haberleri izliyoruz. Sıradan keylogger ve trojanlarla korumasız ve bilgi düzeyi eksik insanların emek ve birikimlerini çalanlara “HACKER” denilmesi kelime ve kavramların karışmasından başka bir şey değildir. Basit bir script açığı ile dünyaca ünlü bir kurumun sitesine geçici ve sıradan bir şeyler yapanlar yada birşeyler yaptıklarını zannedenlere “dahi” denilmesi bilgisizliktir… Bu hırsızlara Hacker denilmesi, bugün kullandığımız işletim sisteminden başlayarak kullandığımız hemen her türlü yazılımın daha güvenlikli, daha kullanılışlı ve daha görsel olmasını sağlayan bilişim teknolojileri alanında ileri düzeyde bilgi, birikim ve uzmanlık sahibi olan hackerlere iftira ve hakarettir.

Çilingir ile Hırsız misali… Her ikisi de kapı açma işi yapıyorlar ama amaçları, kazanımları ile hukuk ve toplum önünde değerlendirmeleri farklıdır. Hırsız içerde kendine göre değerli ve para eden taşınabilir ne varsa alıp-götürmek için kapı açarken;  çilingir bir hizmetin görülmesi, bir sorun veya sıkıntının başka şekilde çözülememesi nedeniyle kapı açar. Sanal hırsızlar minicik bilgi kırıntıları ile sanal alemde haksız kazanç peşinde koşarken hackerler sayısız bilgi parçalarını bir araya getirerek modern çağın bilişim öncüleri olmaya devam etmektedirler.

Çeşitli aralıklarla InfoSecurity tarafından dünya çapında düzenlenen Hackerlar Paneli’nde konuşulan konular, tartışılan sorunlar ve dile getirilen çözüm önerilerinin içeriği ve varlığından Türk medyası habersiz olabilir ama ciroları milyar dolarları bulan, binlerce insan çalıştıran dev şirketler bu tür toplantıların en önemli katılımcıları arasındadır. Bu tür toplantılarda sıradan sanal hırsızlar değil uzman hackerler işletim sistemleri, yazılımlar, resmi-özel ve kişisel verilerin kullanımı ile ilgili gündelik yaşantımızı kolaylaştıracak çok değerli bilgileri sunmaktadırlar.

Şifresi unutulan bilgisayarlara sorunsuz ulaşılması, yanlışlıkla silinen dosyaların geri kazanımı, para transferi yapılan banka siteleri ile doğalgaz borcunun öğrenildiği kamu sitelerinin güvenliğine kadar yaşantımızda bazen çok önemli yer tutan olguların hackerler tarafından geliştirildiğini unutmamalıyız.

İlerleyen teknolojik gelişmelere paralel olarak hayatımızın her alanına giren bilişim sektöründe “beyaz şapkalı” diye vasıflandırılan kendi içinde değerleri olan;  bilgisini, birikimini ve yeteneklerini insanlık için kullanan hackerlerle; kolay ve haksız kazanç peşinde koşan hırsızların aynı kefeye konulup değerlendirilmesi büyük bir haksızlık ve yanlışlıktır.

Her bıçak kesmek için üretilmiştir ama çoğu kişi onu başkasına zarar vermek için değil ekmek, meyve vs. kesmek için kullanır. Bu ülkenin topraklarında yaşayan hackerler başkasına ait şeyleri çalan hırsızlarla aynı isimle anılmayı hak etmiyor. Sanal hırsızlar ile hackerler arasındaki açık ve net ayrımı bilmeliyiz. Gerçek hackerlere haksızlık etmeyin. Sanal hırsızların insanlığa ve topluma verdiği zararları da sonuçta hackerler önlemiş ve önlemeye devam etmektedirler.

Tüm kamuoyuna saygıyla duyurulur.

http://www.Cyber-warrior.org/hackervehirsizlar.asp

Güvenlik Aslında Beyninizde

// Ağustos 8th, 2008 // No Comments » // BT-İnternet

Las Vegas’ta düzenlenen Black Hat konferansının açılış konuşmalarından birisinde güvenlik konusunda tam bir dahi olan Bruce Schneier, güvenlikle ilgili pek çok yargının ve eylemin üzerini kaplayan bulutlara bir ışık tuttu. Schneier’e göre güvenlik yaşam için temel unsurlardan birisi.

İş güvenliğe geldiğinde asıl belirleyici faktör her zaman teknoloji değil, insan aklı da olabilir.

Las Vegas’ta düzenlenen Black Hat konferansının açılış konuşmalarından birisinde güvenlik konusunda tam bir dahi olan Bruce Schneier, güvenlikle ilgili pek çok yargının ve eylemin üzerini kaplayan bulutlara bir ışık tuttu. Schneier’e göre güvenlik yaşam için temel unsurlardan birisi.

Schneier konferans salonundan taşan kalabalığa “Güvenlik hem bir his hem de gerçekliktir,” dedi. “Güvenli olmasanız bile kendinizi güvende hissedebileceğiniz gibi, aslında güvende olsanız da kendinizi güvende hissetmeyebilirsiniz. Bir bakıma güvenlik kelimesinin iki anlamı vardır ve bu durum da anlaşılmasını zorlaştırmaktadır.”

Schneier güvenliği tüketicilerin bir miktar para veya zaman harcadıkları ve karşılığında bir ürün aldıkları bir takas pazarına benzetiyor. Burada sorulması gereken soru tüketicilerin ödediklerinin karşılığını alıp almadıkları değil, aldıkları ürünün gerçekten faydalı olup olmadığıdır.

Schneier “İnsanların güvenlik takas-pazarları hakkında nötral bir sezgileri vardır,” diyor. “Bu takas pazarında ister sokaklardan birinde yürümeyi seçersiniz ister kapınızı kapatırsınız veya kurşungeçirmez bir yelek giyersiniz.”

Schneier’e göre beş çeşit güvenlik takas-pazarı mevcut: Risk ciddiyetine göre, risk olasılığına göre, maliyetin büyüklüğüne göre, ürünün riski ne oranda azalttığına göre ve pazarın kendisine bağlı olarak.

Schneier Amygdala’nın beynimizin en eski bölümü olduğunu ve güvenlikten sorumlu olduğunu açıkladı. Beynin bu bölümü aynı zamanda kavga ve uçuş mekanizmalarını da kontrol eden bölüm.

“Amygdala beynimizin oldukça hızlı bir bölümüdür, bilinçten sorumlu kısımdan bile daha hızlı çalışır.”

Kıyaslamak gerekirse beynimizin bilinçten, düşünme ve sebep-sonuç ilişkisi kurmaktan sorumlu olan kısmı ise neocortex’tir. Schneier neocortex’ten beynimizin en yeni kısmı olarak söz etti ve beta test aşamasındaki bir programa benzetti. Schneier neocortex’in aynı zamanda en yavaş çalışan bölüm olduğunu dolayısıyla da en geç reaksiyon gösteren bölüm olduğunu anlattı.

Beynin çıkarımları veya bilişsel yanlılıklar tüm insanlarda var olan ve algıyı şekillendiren beyin kısa-yollarıdır. Schneier güvenlik sorunlarının pek çoğunun bu bilişsel yanlılıkların hatası sonucunda oluştuğunu savunuyor.

“Bazı riskleri abartırken diğerlerini küçümsüyoruz.”

Schneier’ın yaptığı çalışmalara göre ucunda bir kazanç varsa insanlar risk muhalifi, kayıp varsa ise risk destekçisi hale geliyorlar.

Schneier “Kesinliği olan bir kazanç bir sonraki günü de göreceksiniz demektir; diğer taraftan kesinliği olan bir kayıp ise kaybeden olduğunuzu gösterir. Riskli kayıp ise kaybetmeyebileceğiniz anlamına gelir,” diyor.

Kontrol eğilimi, bizim kontrolümüzde olan şeylerin bizler için zararlı olamayacağını bize garanti eder. Müsaitlik çıkarımı ise insanların büyük rakamlarda, küçük rakamlarda oldukları kadar iyi olmadıklarını ortaya koymaktadır.

Sonradan öğrenme yanlılığı ya da diğer bir deyişle Pazartesi sabahı sendromu, başınıza bir kez bir şey geldikten sonra, bunun nasıl gerçekleştiğine dair olan düşüncülerinizi aslında yanlış hatırladığınızı açıklar.

Ardından “kişiselleştirme” gelir. Schneier olayın doğrusunu değil olay akışına daha uygun hikayeyi düşünme eğiliminde olduğumuzu açıklıyor.

Schneier’ın sunduğu çalışmalardan birisi “güven çapası” üzerineydi.
Çalışmada, katılımcılar gelişigüzel sayılarda duran bir rulet masasının önüne götürülüyorlar. Daha sonra ise Afrika kıtasındaki ulusların, rulet topunun durduğu sayıdan daha mı fazla yoksa daha mı az olduğu sorusuna tabi tutuluyorlar.
Schneier “Ortaya çıkan sonuçlara göre, gördüğümüz rakam ne kadar yüksekse tahmin ettiğimiz rakam da o denli yüksek oluyor,” dedi. “Beynimiz yüksek rakama adeta demir atıyor. Bunun çok enteresan bir anlamı var. İnsanlara gelişigüzel veriler dağıttığınızda bu verilere sığınmayı seçiyorlar. Bu da demek oluyor ki örneğin risk tahmininde insanlarda bilgisayar-benzeri hesaplamalar arıyorsanız, zamanınızı boşa harcıyorsunuzdur.”

Schneier konuşmasının sonunda insanların çok ince bir biçimde ayarlanmış bir risk algısına ve maliyet anlayışına sahip olduklarını belirtti. Eğer iyi bir güvenlik uzmanıysanız insanlardan bu eğilimleri edinebilir ve bu eğilimlerin üstesinden gelebilirsiniz.

Schneier “Kötü niyetli kişiler de bu eğilimleri anlamaya çalışacak ve anlayacaklardır, sonra da sömürmeye başlayacaklardır,” dedi. “Günümüzde ikna alanında her geçen gün daha fazla kötü niyetle karşılaşmaktayız.”

Güvenlik profesyonelleri için asıl sorun güvenlik algısı ve gerçekliğin işlemez duruma gelmesi hali.

“Bence güvenlik camiası olarak bizler, insanların güvenliği nasıl algıladıkları üzerine çok daha fazla çalışma yapmalıyız özellikle de ürün dizayn ederken.”

Kaynak

İnternet Bankacılığı Dosyası

// Ağustos 8th, 2008 // No Comments » // BT-İnternet

Internet bankacılığı ve risk faktörü

İnternet üzerinden hesap bakiyesini sorgulamak veya havale yapmak gibi parasal işlemler sanıldığı kadar güvenli mi? İnternet bankacılığındaki güvenlik sorunlarını ve nelere dikkat etmeniz gerektiğini araştırdık.

Bankacılık işlemlerini internet üzerinden gerçekleştirmek çoğu insan için artık çok doğal. Bunu desteklemek için finans kurumları ve bankalar kullanıcılarına birçok kolaylık sağlıyor. İnsanlar internet bankacılığı hizmetinden yararlandıklarında bankaya kadar yorulmak, park yeri aramak gibi dertleden kurtuluyorlar. Sadece çok özel durumlarda şubeye bizzat gitmek gerekebiliyor ki bu çok nadir rastlanan bir durum. Türkiye’de internet bankacılığı şu an için Avrupa’daki kadar yaygın değil ama sürekli bir gelişim içinde. Avrupa ülkelerinde nüfusun dörtte üçü bankacılık işlemlerini internet üzerinden yürütürken, Türkiye’de bu oran çok daha az.

Tabii internet bankacılığı ve internet üzerinden alışveriş gibi kavramlar her geçen gün daha da yaygınlaşınca, güvenlik konusu önem kazanmaya başladı. Bunun nedeni, gazete ve televizyonlarda sıklıkla gördüğümüz internet üzerinden yapılan soygun haberleri. Bilgisayar korsanlarının kurbanların banka hesaplarına sızıp onları soyup soğana çevirdikleri soygun vakalarında ön plana çıkan fikir internet bankacılığının güvensizliği. Akla, “Kullanıcılar hiç mi risk oluşturmuyor?” sorusu gelebilir.

Sorunun cevabı: Kullanıcılar zaten çok az olan güvenlik kurallarına uymadıkça, risk faktörü inanılmaz boyutlara ulaşabiliyor.

Güvenlik için neler yapabilirsiniz?

Son yıllarda çoğu banka, internet bankacılık sistemlerini daha güvenli hale getirebilmek için çalışıyorlar ve bunları reklamlarında da belitiyorlar. Şifrematik uygulamaları, güvenlik resimleri ve sadece sanal klavye ile girilebilen parolalar gibi yöntemlerle davetsiz misafirlerin banka hesaplarına sızmasının önüne geçilmeye çalışılıyor; en azından teoride amaçlanan bu. Pratikteyse durum biraz farklı: Banka ve kredi kartlarında olduğu gibi, internet bankacılığında da kullanıcılar dikkatsiz davrandıkları sürece çok güvenli olduğu düşünülen bankacılık sistemi bile işe yaramayacaktır.

Almanya’da yapılan bir araştırma çok ilginç sonuçları ortaya çıkartmış: Bankacılık işlemlerini internet üzerinden gerçekleştiren kullanıcıların çoğunun bilgisayarı donanımsal olarak en güncel durumdayken, güvenlik konusuna yeterince önem verilmiyor. Saldırılara maruz kalmamak için, antivirüs yazılımları kesinlikle düzenli olarak güncellenmeli. Bankanızın web adresi, kesinlikle “Sık kullanılanlar” klasöründe yer almamalı, adresi her seferinde adres satırına yazmalısınız. Ayrıca her bankacılık işlemi öncesinde adres satırına bakarak adresin “https” ile başladığından emin olmalısınız.

İnternet bankacılığına ilk girişi yaptığınız şifreyi, güvenlik açısından mutlaka değiştirmeniz gerekiyor. Yeni şifreyi kolay tahmin edilebilecek kelimelerden, örneğin çocuğunuzun adı veya doğum tarihinizden oluşturmamaya özen göstermelisiniz. Bunların dışında, internet bankacılığı sistemine girmeden önce bilgisayarınızdaki tüm programları ve tarayıcı pencerelerini kapatmanız güvenliği artıracaktır.

Güvenlik açısından en büyük riski, halka açık yerlerden, örneğin internet cafe veya kütüphanlerden yapılan bankacılık işlemleri taşır. Çünkü bankanın sitesinde yaptığınız her işlemde arkanızda dijital izler bırakırsınız ve bu izler saldırganların işine yarayabilecek çok değerli bilgileri içerir. İnternet şubesinde yaptığınız işlemler bittiğinde, mutlaka oturumu kapatmalısınız. Çünkü oturum sırasında oluşan geçici verileri azaltmanın tek yolu budur.

Hiçbir şeye güvenmeyin: Parola avcıları

Modern dolandırıcılar sadece internetle sınırlı kalmıyor. Dolandırıcılar sanki bankacılık işlemlerini yürüttüğünüz bankanın bir çalışanıymış gibi sizi telefonla arayıp kişisel bilgilerinizi ele geçirmeye çalışabiliyor.

Olta (Phishing) saldırıları (Phishing kelimesi “Password” ve “fishing” kelimelerinin türetilmesinden doğmuş) genellikle size gönderilen e-postalardan güya bankanın bilgi işlem departmanına olan bir sahte bağlantı üzerinden yapılır. Beklenen bu bağlantıya tıklamanız ve bütün kişisel bilgilerinizi ortaya dökmenizdir. “Lütfen internet bankacılığı hesap bilgilerinizi güncelleyiniz” gibi isteklerle kurbanlar hileli sayfalara çekiliyor. Olta e-postalar alıcıda ciddi bir etki yaratabilmesi için çok ustaca hazırlanıyor.

Sizi oltaya getirmeye çalışan dolandırıcılar her geçen gün kendilerini daha da geliştiriyorlar. Kişisel banka bilgilerinizi çalabilmek için, bankaların web adreslerine benzer adresleri kullanıyorlar ve yolladıkları e-postalarda sanki bankada çalışan biriymiş gibi sahte isimleri tercih ediyorlar. Olta e-postalarındaki bağlantılar, genellikle yurtdışında bir sunucuya ulaşıyor. Çünkü özellikle gelişmemiş ülkelerdeki sunucular üzerinden bir suçun takibini yapmak neredeyse olanaksız.

Olta mafyasının becerileri sadece bunlarla da sınırlı değil. Dolandırıcılar yeni buldukları bir yolla amaçlarına daha kolay ulaşıyorlar. “Pencere ile oltacılık” adı verilen yeni yöntemde, dolandırıcılar yeni sayfada açılan web sitelerinin içerikleri ile oynuyorlar. Eğer bir olta e-postasında yer alan ve tıklamanız için özenle hazırlanmış bağlantıya tıklarsanız, bu web sitesi gizli bir şekilde arka planda yükleniyor, siz ise farkına bile varamıyorsunuz. Daha sonra siz internet şubesine girmek için bankanın sayfasındaki bağlantıya tıklayınca, aslında daha önceden açılmış ve arka planda çalışan sahte site ekrana geliyor. Siz de farkında bile olmadan tüm bilgilerinizi buraya giriyorsunuz.

İpucu: İnternet üzerinden herhangi bir bankacılık işlemi yapmadan önce web tarayıcınızı kapatıp tekrar açın. Böyle yaparsanız internet dolandırıcılarının yeni yöntemini boşa çıkarmış olacaksınız. Çünkü arka planda açılmış olan bir web sitesi olsa bile, siz tarayıcıyı kapatınca otomatik olarak kapanacaktır.

Güvenli Internet bankacılığının püf noktaları

Siz ne kadar bilgili ve donanımlı olursanız, internette o kadar güvenlidir. Aşağıdaki kurallara uyarak internet bankacılığının güvenli tarafında yerinizi almanız mümkün

Genel

- İşletim sisteminizi düzenli olarak güncelleyin. Böylece güvenlik açıklarının oluşmasını önlersiniz.
- Her zaman tarayıcınızın en güncel sürümünü kullanın.
- Mutlaka bir antivirüs yazılımı kullanın ve bu yazılımı düzenli olarak güncelleyin (otomatik güncelleme seçeneğini tavsiye ediyoruz).
- Sisteminize bir güvenlik duvarı kurun ve etkinleştirin.
- İnternet şubesine giriş yaparken kullandığınız kullanıcı adı, şifre veya parola gibi bilgileri bilgisayarınızda kayıtlı tutmayın, ezberleyin.
- Sadece güvenilir kaynaklardan temin ettiğiniz yazılımları kullanın.
- İnternet bankacılığı işlemleri sırasında bilgisayarınızdaki diğer bütün programları kapatın. Bu süre zarfında chat ve sörf yapmayın, dosya indirmeyin.
- Güvenli bir parola seçin. Parolanız en az altı haneli olmalı ve bir kelime oluşturmayacak harf, sayı ve işaretlerden oluşmalı.
- Bankanızın acil durum telefonunu not edin. Böylece mesai saatleri dışında oluşacak bir tehlikede de bankanızla iletişim kurabilirsiniz.
- Düzenli olarak (en az ayda bir) hesap hareketlerinizi ve bakiyenizi gözden geçirin. Şüpheli işlemleri derhal bankanıza bildirin.

Oturum açarken

- Önce açık olan tüm tarayıcı pencerelerini kapatın. Daha sonra yeni bir pencere açarak inernet şubesine bağlanabilirsiniz.
- Bankanın adresini adres satırına elinizle yazın, herhangi bir bağlantıya (linke) tıklamayın.
- Site adresinin “https” ile başladığından emin olun.
- Tarayıcı penceresinin alt kısmında kilit işareti gözükmeli ve mutlaka kapalı olmalı.
- İnternet sitesinin güvenlik sertifikası olup olmadığını kontrol edin.

Oturum açtıktan sonra

- Bankacılık işlemleri sırasında başka bir tarayıcı penceresi açmayın.
- Karşınıza herhangi bir hata mesajı çıkarsa, derhal sistemden çıkın. Daha sonra tekrar bağlanın.

Oturumu kapattıktan sonra

- İnternet bankacılığı sisteminden “Çıkış” veya “Logout” bağlantısına tıklayarak çıkın.
- Tarayıcınızın belleğini ve geçiçi klasörü boşaltın.
- Tarayıcı penceresini tamamen kapatın.

Kesinlikle yapmamanız gerekenler

Saldırganların başarılı olabilmeleri, bilgisayarınıza herhangi bir şekilde sızabilmelerine bağlı. Siz internette sörf yaparken, e-postalardan veya harici kaynaklardan (USB bellek) bilgisayarınıza veri indirirken sisteminize sızabilirler.

Saldırganların hedefi haline gelmemek için aşağıda listelenen risklerden kesinlikle uzak durmalısınız:

- Asla, telefon veya e-posta üzerinden banka hesaplarınıza ve kredi kartlarınıza ait bilgileri paylaşamayın. Hiçbir ciddi banka sizden böyle bir talepte bulunmaz.

- İnternetteki göz boyayıcı program paketi tekliflerinden sakının. Bunların çoğu vaat ettikleri fonksiyonlara sahip olmadıkları gibi virüs, solucan ve truva atı gibi zararlıları içlerinde gizliyorlar.

- Bankanızdan bir e-posta aldığınızda normalden daha fazla şüpheci olmalısınız. Tabii bu, gelen her e-postanın dolandırma amaçlı olduğu anlamına gelmiyor. Son zamanlarda bankalar çok fazla reklam içerikli e-posta da gönderebiliyorlar.

- İnternet bankacılığı işlemlerinizi asla bilmediğiniz yabancı bir bilgisayarda ya da internet kafelerde yapmayın.

- Gelen e-postalarda, “internet bankacılığı güvenlik güncellemesi” yapmanız isteniyorsa, kesinlikle inanmayın. Bankalar güvenlik güncellemelerini e-posta üzerinden talep etmezler. Eğer bir güncelleme varsa bu bankanın anasayfasından duyurulacaktır. Düzenli olarak internet bankacılığı anasayfasını kontrol etmeyi ihmal etmeyin.

- Tarayıcı penceresinin alt kısmında “kapalı kilit” simgesi yoksa, bankacılık işlemlerini yapmayın ve sistemden hemen çıkın. Çünkü kilit işareti, bağlantının şifrelenmiş olduğunu belirtir ve internet bankacılığında her zaman şifrelenmiş bağlantı kullanılır.

Olanlardan siz de sorumlu musunuz?

Olta saldırıları internet ortamında uzun zamandır gündemde olsa da, bu tür vakalarda mahkemeler tarafından suçun nasıl dağıtıldığı henüz kesinlik kazanmadı. Kredi kartı kullanım sözleşmelerine bakıldığında, kart sahibinin ihmali sonucunda kart şifresinin üçüncü sahıslara verilmesi durumlarında kart sahibi sorumluluk taşıyor.

Olta saldırılarında gerçek anlamda bir ihmal olup olmadığı tartışılır. Çünkü kullanıcı farkında bile olmadan dolandırıcılar tarafından bilgisayarına yüklenen zararlı bir programdan etkileniyor, bu program üzerinden sahte sitelerin IP adreslerine yönlendiriliyor ve bu sayede bilgiler çalınabiliyor. Böyle bir durumda tamamen kullanıcı hatasından söz etmek imkansız.

Kaynak

Kuralları olan bir dünya: İnternet

// Ağustos 8th, 2008 // No Comments » // BT-İnternet

Hepimiz interneti kuralları olmayan bir dünya sanıyoruz. Ama yanılıyoruz. Aslında Türk Ceza Kanunu’nda internet ve bilişim dünyasında oluşabilecek suçlar ile ilgili yeterli sayılabilecek sayıda kanun maddesi var.

Aslında hepimiz bilgisayar başında yaptığımız birçok şeyin aslında suç olduğunu biliyoruz ama çoğu zaman önemsemiyoruz. Sabaha karşı ıssız bir sokakta arabayla giderken yanan kırmızı ışığa aldırış etmediğimiz gibi bilgisayar başında yaptığımız şeyleri de kimse görmez, duymaz umursamaz sanıyoruz.

Henüz örnek davalar oluşmadığı için sanal alemde her yol mübahmış gibi düşünüyoruz. Ancak işin iç yüzü böyle değil. Eğer bir gün, bir şekilde biri sizi şikayet eder ve işi mahkemeye taşırsa kanunlar gayet açık ve net.

Mutlaka işlediğiniz suça karşılık gelen bir kanun maddesi bulunur. İşte bu yüzden biz üzerimize düşen vazifeyi yapalım ve sizi şimdiden uyaralım.

Bilgisayar başında işlediğimiz suçlar

Size örnek olabilmesi için aklımıza takılan soruları Avukat Ali Osman Özdilek ile paylaştık ve Özdilek’ten bu sorulara hukuki açıdan açıklık getirmesini istedik.

“İnternet ve Hukuk” ve “Bilişim Hukuku” adlı kitapların yazarı olan aynı zamanda Electronic Arts, Nokia, Mesam, Paramount, Universal gibi kuruluşlara hukuki danışmanlık sunan Av. Ali Osman Özdilek ekibimize bir nevi danışmanlık hizmeti verdi ve sorularımızı yanıtladı.

Kendisine bilgisayar başında hiç korkmadan yaptığımız şeyleri anlattık ve bu eylemlerden hangilerinin suç teşkil edip etmediğini sorduk. Ortaya çıkan tablo düşündüğümüzden daha da korkunç oldu. Bakalım bu örneklerden hangileri sizin için de geçerli…

Porno sitelere girmek suç mudur?

İnternette müstehcen olarak nitelendirilen sitelere girmek suç mudur? Değilse neden Türk Telekom “suçu engellemek” adı altında bu sitelere erişimi engelliyor?

Bugünlerde önemli gündem maddelerinden biri 5651 sayılı Kanun gereğince porno içerikli sitelere erişimin engellenmesinin doğru olup olmadığı… Basından takip etmiş olabilirsiniz, kasım ayının sonunda yürürlüğe koyulan 5651 sayılı Kanun, internet yayınlarının düzenlenmesi ve bu yayınlar yoluyla işlenen suçlarla mücadele edilmesi konularını ele alıyor.

Yani suçu engellemek için; suç teşkil edebilecek sitelere erişimin topyekün engellenmesini öngörüyor. Suç teşkil edebilecek sitelerin içerisine müstehcen içerikli siteler de dahil edilmiş durumda…

Ancak ilginçtir ki; müstehcen içerikli sitelere girmek yasalarımızca suç olarak değerlendirilmiyor. Arada bir ikilem olduğu kesin. Toparlamak gerekirse Türk Telekom tarafından erişimi engellenmediği sürece müstehcenlik içeren sitelere girmek suç teşkil etmiyor.

Ancak çok dikkat edilmesi gereken bir nokta var: Eğer girdiğiniz sitede şiddet kullanılarak, hayvanlarla, ölmüş insan bedeni üzerinde veya doğal olmayan yoldan yapılan cinsel davranışlara ilişkin yazı, ses veya görüntüler bulunuyorsa başınız belaya girebilir.

Bu tip görüntüleri “bulundurmak, saklamak ya da depolamak” Türk Ceza Kanunu’nun 226. maddesinin 4. Bendi ile suç olarak sayılıyor ve böyle bir durumda sanığa bir yıldan dört yıla kadar hapis ve 5 bin güne kadar adli para cezası verilebilir.

Yani bu tür görüntülere sadece bakıldığında dahi işletim sisteminiz bunları “geçici internet dosyaları” klasöründe saklayacağı için bu klasörde saklanan görüntüler yüzünden depolama veya bulundurma suçlamasıyla karşı karşıya kalabilirsiniz.

Bunun dışında çocukların kullanıldığı görüntülerden hiç bahsetmek istemiyoruz ancak hatırlatmadan geçmeyelim: Interpol ve Europol tarafından kurulan uluslararası bir ekip tüm dünya genelinde, bu tip siteleri ve bu siteleri ziyaret eden IP numaralarını çok sıkı biçimde takip ediyor. Halen Türkiye’de bu konu sebebiyle yargılanan ve ceza alan kimselerin var olduğunu hatırlatmakta fayda var.

İnternette kumar ve bahis

Kredi kartınızın başına gelebilecek her türlü tehlikeyi göze aldınız ve bir internet sitesinde rulet ya da poker masasının başına oturdunuz. Peki bunun suç olabileceğini hiç düşündünüz mü?

Türkiye’de uygulanan yasalara göre internette “kumar oynamak” henüz suç değil. Sadece kumar oynatmak suç… İnternet üzerinde kumar oynatanlar Türk Ceza Kanunu’nun 228. Maddesine göre bir yıla kadar hapis ve adli para cezası ile cezalandırılabilir.

Ayrıca İnternet Yasası olarak da bilinen 5651 sayılı Kanun’a göre kumar oynatan internet sitelere erişimin engellenmesi de mümkün…

Burada dikkatli olmanızı tavsiye ediyoruz çünkü örneğin Almanya’dan internete bağlanıp dili Almanca olan ve euro üzerinden işlem yapan online bir kumarhanede (ya da bir bahis sitesinde) kumar oynuyorsanız bu ceza gerektiren bir davranış olarak değerlendirilebilir.

Çünkü Alman yasalarına göre internette kumar oynamak suçtur. Ama eğer dolar üzerinden işlem yapan İngilizce bir online kumarhane kumar oynarsanız Alman mahkemeleri sizi cezalandıramaz.

Kesin olan bir şey var ki, kasa her zaman kazanır. Ayrıca online kumarhanelerde, kumarhane sahibinin hile yaptığını da asla iddia edemezsiniz.

Bir online kumarhaneye kayıt olurken kullandığınız kredi kartınızın başına gelebilecek herhangi bir tehlikede de bankanız sigortayı devreye sokmamak için elinden geleni yapacaktır.

Başkasına ait şifrelenmemiş ağa girmek

Komşunun şifrelemediği kablosuz ağından gizlice internete bağlanmak suç teşkil eder mi?
Aslında burada önemli olan ağın şifreli olup olmaması değil, ağın sahibinin rızasının olup olmadığı.

Şifreli ya da şifresiz olsun başkasının kablosuz ağından internete bağlandığınızda bu durum ispatlanırsa suçlu duruma düşersiniz. Türk Ceza Kanunu’nun 163. Maddesi bu durumu açıkça düzenliyor.

Maddeye göre: Bedeli ödendiği takdirde yararlanılabilen bir hizmetten ödeme yapmadan yararlanan kişi, iki aydan altı aya kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Telefon hatları ile frekanslarından veya elektromanyetik dalgalarla yapılan şifreli veya şifresiz yayınlardan sahibinin rızası olmadan yararlanan kişi, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılır.

Şifrelenmemiş ağlarla ilgili bir durum daha var. Diyelim ki kablosuz ağınızı açık bıraktınız ve bu ağ üzerinden sizden habersiz bir başkası internete bağlandı ve bir suç işledi.

Bu durumda, kablosuz ağınız üzerinden işlenecek her türlü suçta aksini kanıtlayamadığınız sürece sanık olarak “siz” yargılanırsınız. Bu yüzden kablosuz ağınızın güvenliğini mümkün olduğu kadar sağlam bir WPA şifresiyle sağlamayı ihmal etmeyin.

Şifreli bir kablosuz ağı kırmak

Komşunun şifre ile koruduğu kablosuz ağına, şifreyi tahmin etmek ya da şifreyi kırmak suretiyle bağlandınız diyelim. Bu durum ispatlanırsa ne gibi bir ceza uygulanır?

Kablosuz ağın şifresini kırmak durumunda yine bir önceki maddedeki gibi Türk Ceza Kanunu’nun 163. Maddesi devreye giriyor. Ancak bu kez ek olarak Bilişim Sistemine Girme’yi düzenleyen 243. Maddeyi de ihlal etmiş olacağınızdan her iki maddeden birden yargılanırsınız. Yani en az 6 aydan başlayan bir ceza uygulamasına gidilebilir.

Korsan yazılım kullanmak

Evinizde korsan yazılım kullanıyorsunuz. Biri sizin hakkınızda mahkemeye suç duyurusunda bulunursa ne olur?

Korsan yazılımı ticari amaç olmaksızın kullansanız bile 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre suç işlemiş sayılırsınız. Fakat bu yazılımla herhangi bir şekilde ticari amaç güdülüyorsa bu durumda 5846 sayılı yasaya göre hakkınızda suç duyurusunda bulunulabilir. Yasal olarak edinilmiş bir yazılımın kendi kullanımınıza mahsus olmak üzere çoğaltılması ise suç değildir.

Korsan ürünlerin linkini yayınlamak

Diyelim ki internet sitenize korsan filme giden bir Rapidshare linki koydunuz. Ama aslında linkle sizin hiçbir alakanız yok. Filmi başkası kopyalamış, bir başkası da internete yüklemiş. Siz sadece bu dosyaya sitenizden link vererek suç işlemiş olur musunuz?

Evet, sadece korsan içeriğe link verdiğinizde bile suç işlemiş sayılırsınız. 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 72. Maddesinin 3. bendi uyarınca; bir eseri topluma açık yerlerde gösteren veya temsil eden, bu gösterimi düzenleyen veya dijital iletim de dahil olmak üzere her nevi işaret, ses ve/veya görüntü iletimine yarayan araçlarla yayan veya “yayımına aracılık eden” kişiler tanımına dahil olursunuz.

Sadece link vermek bile hakkınızda iki yıldan dört yıla kadar hapis istemiyle dava açılmasına sebep olabilir. Ayrıca duruma göre 50 bin YTL’den 150 bin YTL’ye kadar para cezası da hapis cezasına eklenebilir.

Kendi DVD filmimizi kopyalamak

Satın aldığınız bir DVD filmi ya da müzik CD’sini yedekleme amaçlı kopyalayabilir misiniz? Yoksa kendi DVD’niz olsa bile kopyalama yapmak yasal açıdan suç mudur?

Eğer bu kopyayı dağıtmayacaksanız sadece kendi arşivinizin güvenliği açısından kopyalama yapmak suç teşkil etmiyor. Bu konu 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’nun 38. Maddesinde açık bir şekilde belirtilmiş.

Kopyala yapıştır masum bir suç mu?

Başkasının sitesindeki çok beğendiğiniz herhangi bir yazıyı ya da görseli kopyaladınız ve kendi sayfanıza aynen koydunuz. Sitenin sahibi size dava açabilir mi?

Bu durumda her “kopyala-yapıştır” yaptığınız şeyin suç teşkil ettiği söylenemez. Kopyaladığınız şeyin ya Fikir ve Sanat Eserleri kapsamına giriyor olması lazım ya da kişinin sahşi ya da ticari haklarına ait bir unsur olması lazım.

Örneğin bir kişinin ismini, fotoğrafını, firmasının logosunu, markasını ya da patentli tasarımını izinsiz bir biçimde sitenizde kullanamazsınız. Ayrıca 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamındaki müzik, resim, şiir gibi bir eser kategorisine giriyorsa ve bu içerik izinsiz olarak alınırsa hak sahibi, haklarına tecavüzün durdurulmasını, ortadan kaldırılmasını ve şartları varsa maddi ve manevi tazminata hükmedilmesini isteyebilir.

İçeriğin izinsiz alınmasının aynı zamanda suç teşkil ettiği hallerde de ilgili mevzuata göre cezaya çarptırılabilir. Örneğin bir şiiri izinsiz olarak alıp yayınlayan kişi 5846 sayılı yasanın 71. Maddesine göre iki yıldan dört yıla kadar hapis veya 50 bin YTL’den 150 bin YTL’ye kadar ağır para cezasına veya zararın ağırlığı dikkate alınarak her ikisine birden mahkum edilebilir.

internette hakaret suş sayılır mı?

Bir forumda hararetli bir tartışmanın içindesiniz. Sonunda bir bakıyorsunuz ki karşınızdaki kişi hakaret içeren bir mesaj göndermiş. Bu konuda dava açma hakkınız var mı? Dava açsanız bile sonuca ulaşabilir misiniz?

Hakaret, her yerde hakarettir ve hukukumuzda hakaret, Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesi ile suç olarak düzenlenmiştir. Kısacası internette de hakaret veya sövme teşkil eden ifadelerden dolayı maddi ve manevi tazminat davaları açılabilir.

Böyle bir durumda derhal bir dilekçe ile bulunulan yerdeki Cumhuriyet Savcılığı’na başvurulmalıdır. Bu dilekçede internet suçları açısından önemli olan husus, olayın zamanının, nasıl geliştiğinin açıklanması ve mümkün olduğu kadar delilin dilekçeye eklenmesidir.

Cumhuriyet Savcısı ilgili emniyet birimine ve servis sağlayıcılara yazılar yazarak failin IP adresinin ve bu IP adresinin kullandığı telefonun ve bu telefonun kimin üzerine kayıtlı olduğunun bulunmasını isteyecektir.

Sonuçta telefon numarası üzerinden bir sonuca ulaşılabilir. Dava sonucunda Türk Ceza Kanunu’nun 125. Maddesine göre hakaret suçu üç aydan iki yıla kadar hapis veya adli para cezası ile cezalandırılabilir.

Sitenizdeki Banner’ların beyanı

Sitenizdeki reklamlar elde ettiğiniz geliri beyan etmek zorunda değil misiniz?
Şirketinizin tanıtımını yapacağınız ya da kişisel blog’unuzu tutacağınız bir web sitesinde gelir getirici bir faaliyet yapıyorsanız bu durumda vergi beyannamelerinde site üzerinden elde ettiğiniz geliri beyan etmek zorundasınız.

Yani siz sitenizin alan adı ve hosting masraflarını karşılamak için sayfaya birkaç banner koymakta herhangi bir sakınca görmezsiniz ama bu reklamlar sizin site üzerinden gelir elde ettiğinizin bir belgesi olarak değerlendirilebilir.

İzinsiz fotoğraf kullanmak

İnternette bir sitede kendi fotoğrafınızı gördünüz. Sizden izin alınmadan kullanılan bu fotoğraf hakkında yasal yoldan bir tazminat elde edebilir misiniz?

Bu eylem kişilik haklarına tecavüzü teşkil eder. Medeni Kanun’un kişilik haklarını koruyan hükümleri çerçevesinde fotoğrafların internet sitesinden çıkarılmasını isteyebilir hatta bununla birlikte tazminat davası da açma yoluna da gidebilirsiniz. Sitenizde başkalarının fotoğraflarını bulunduruyorsanız izin almalısınız.

Yurtdışından getirilen ürünü satmak

Türkiye’de henüz satılmayan Xbox gibi bir ürünü yurtdışından 10 tane getirip internet üzerinde satmaya başladınız. Bu yasalara uygun bir davranış mıdır?

Burada ürünü sınırdan nasıl soktuğunuz önemli… Eğer ürün yurda yasal olmayan yollardan sokulmuşsa elbette bir kaçakçılık eylemi gündeme gelecektir.

Ancak yasal yoldan ülkeye soktuğunuz bir ürünü internet üzerinden satmak istediğinizde bu ürün ya üretici firmadan ya da onun yetkilendirdiği bir bayiden satın alınmış demektir.

Üretici firma–bayi ve bayi–sizin aranızdaki sözleşmelere göre konunun hukuki yönü değişecektir. Üretici firma bayiine Türkiye’ye de satış yapma hakkı vermişse bir problem yok.

Ancak bu hakkı vermemiş ve Türkiye’ye ya kendisi doğrudan veya Türkiye’de yerleşik bir firma aracılığıyla bu ürünü veriyorsa bu sefer internet üzerinden ürününün satışını engelleyebilir, tazminat davaları açabilir.

Bu durum hukuk literatüründe “paralel ithalat” olarak geçmekte olup uygulamada da çok sayıda örneği yaşanmış bir mesele teşkil etmektedir.

İkinci el alışverişe dikkat

Bir siteden ikinci el bir ürün satın aldığınızda anlaşmazlık durumunda ne yapmanız gerekiyor? Herhangi bir güvenceniz var mı?

İnternet üzerindeki ikinci el siteleri her geçen gün güvenlik önlemlerini artırıyorlar ve kullanıcılarının mağdur olmalarını engellemeye çalışıyorlar.

Eğer güvenilir bir siteden alışveriş yaparsanız herhangi bir problemle karşı karşıya gelme olasılığınız çok düşük. En kötü ihtimalle güvenli alışveriş sistemleri sayesinde paranızı geri alabilme olanağınız var.

Ancak ikinci el alışverişlerde dikkat etmeniz gereken çok önemli bir husus daha var. Örneğin internetten kelepir fiyata aldığınız bir cep telefonu çalıntı çıkarsa Türk Ceza Kanunu’nun 165. Maddesine göre yargılanabilirsiniz.

Çünkü bu maddeye göre; bir suçun işlenmesiyle elde edilen eşyayı satın alan veya kabul eden kişi, altı aydan üç yıla kadar hapis ve bin güne kadar adli para cezası ile cezalandırılır. Bu yüzden özellikle ikinci el alışverişlerinizde satın aldığınız mallara dikkat etmeye çalışın.

Facebook sözleşmesini okudunuz mu?

Kabul ediyoruz ama neyi kabul ediyoruz? Üşengeçliğe verip okumadığımız internet
sözleşmelerinde yazanlara dikkat edin.

Bilgisayar başında her gün körü körüne yaptığımız bir şey daha var. Sözleşme kabul etmek. Her siteye üye olurken, her yazılımı kurarken sürekli bir sözleşme onaylamak zorundayız. Tabii tipik bilgisayar kullanıcı reflekslerine sahip olan herkes sözleşme filan gözü görmüyor habire ’İleri’ düğmesine basarak bir an önce sonuca ulaşmaya çalışıyor.
Peki bu sözleşmelerin bir hükmü var mı? Bu sözleşmeler yüzünden bir gün başımıza iş alır mıyız. Bu soruları da Avukat Osman Özdilek’e sorduk…

Örneğin Facebook üyelik sözleşmesi…

Ülkemizden 1,6 milyonu aşkın kişi Facebook’a üye. Acaba bu kişilerden kaçı Facebook’un üyelik sözleşmesini okudu. Bazı kimseler, neredeyse nüfus cüzdanı bilgilerine kadar her şeyi Facebook’a yazmaktan çekinmiyorlar. Peki, Facebook bu bilgilerin gizliliği konusunda bir sorumluluk alıyor mu? Kesinlikle hayır. Facebook’ta kişisel bilgilerin güvenliğinden tamamen siz sorumlusunuz. Bakalım Facebook üyelik sözleşmesinde neler yazıyor?
“Kişisel bilgilerin güvenliğini kendiniz sağlamalısınız. Facebook, vermiş olduğunuz bilgileri arkadaşlarınız ve etrafınızdaki insanlarla paylaşmanızı sağlar. Bilgilerinizin ne şekilde ve kimler tarafından görüleceğini belirleyip, sınırlar koymak sizin elinizde.

Facebook’a gönderdiğiniz bilgilerin yetkisiz kişilerce okunmasından sorumlu değiliz.”
Bu madde Facebook’un “Privacy” ayarlarını doğru şekilde yapılandırmadığınızda bilgilerinizin kötü niyetli kişiler tarafından kullanılmasında tamamen sizin sorumlu olduğunu gösteriyor.

Ayrıca Facebook sunucuları günün birinde hack’lenir ve tüm bilgiler başkalarının eline geçerse de Facebook’u suçlayamıyoruz.

Rakı sofrası ve dansöz ortamı Facebook bünyesindeki üçüncü parti uygulamalar bilgilerinize sizin direktifleriniz doğrultusunda erişebilir. Alınan bu bilgilerden Facebook sorumlu değildir.

Burada sözü geçen uygulamalar kurduğumuz çiçek gönder, rakı gönder, dansöz gönder, koyun-keçi fırlat gibi eklentilerdir. Bunları kurduğunuzda Facebook bu

uygulamaların bilgilerinize ulaşıp ulaşamayacağını sorar. Ancak bu eklentiler öyle programlanmışlardır ki, bilgilerinizi vermezseniz çalışmaz. Çalıştırırsanız da bilgilerinizin başkalarının eline geçeceğini kabullenmek zorundasınız.

İngilizce sözleşme geçerli mi?

Ancak bu noktada bir konuya dikkat çekmek gerekiyor. Facebook gibi bir siteye üye olduğunuzda kabul ettiğiniz sözleşme İngilizce bir metinden oluşuyor.

Okuma yazma bilmeyen birinin imzaladığı sözleşme geçerli olmadığına göre, İngilizce bilmeyen birinin de imzaladığı sözleşme geçerli olmayabilir. Avukat Ali Osman Özdilek’in görüşü şu yönde:

Kanaatimce Türkçe olmayan bir sözleşme bir Türk vatandaşını ancak sözleşmede “İngilizce metni okudum, anladım” gibi bir ibare varsa bağlayabilir. Burada meselenin içine milletlerarası özel hukuk kurallarından kanunlar ihtilafı kuralları da girecektir.

Bu sebeple kanunlar ihtilafı kuralları uygulanarak bulunacak ülke hukukuna göre sözleşmenin geçerliliği ya da geçersizliği belirlenecektir. Örneğin uyuşmazlığa ABD hukuku uygulanacaksa ABD hukuku sözleşmenin dilinin sözleşmenin geçerliliğini etkilemeyen bir unsur olduğunu belirtebilir.

Facebook’a dava açabilir misiniz?

Diyelim ki yarın birgün Facebook sunucularındaki bilgiler çalındı ve bu yüzden siz zarara uğradığınızı düşünüyorsunuz. Facebook’a dava açabilir misiniz? Ya da bu tip uluslararası bir siteye dava açmaya çalışırsanız sonuca ulaşabilir misiniz? Özdilek bu konudaki sorumuza şu şekilde yanıt veriyor:

“Türk mahkemeleri Facebook’a yaptırım uygulayabilirler. Öncelikle Facebook ya da benzeri uluslararası sitelere mahkeme kararıyla Türkiye’den erişim engellenebilir. Ancak kişilik haklarına saldırı teşkil eden bir hal varsa Medeni Kanun’un kişilik haklarını koruyan hükümlerine göre tazminat talep edebilirsiniz.

Tazminat davası ilgili ülkede açılabileceği gibi Türkiye’de de açılabilir. Türk mahkemelerinin tazminat konusunda bir karar vermesi durumunda bunun Facebook’un ticari merkezinin bulunduğu ülke hukukuna göre “tanınması ve tenfizi”ni sağlamak gerekiyor.

Bunun için de ilgili ülke de “tanıma-tenfiz” davası açılmalı. Yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi ile ilgili uluslararası sözleşmeler de var. Bu sözleşmeler kapsamında da yabancı bir ülkede Türk mahkemelerinin kararlarını uygulatmak mümkün olacaktır.

Görüldüğü gibi imkansız değil ancak gerçekten çok zor. Bu yüzden en güzeli Facebook tarzı sitelere gereğinden fazla bilgi girmeyin. Ayrıca bilgilerinizin gereksiz kişilerce kullanılamaması için güvenlik ayarlarından bilgilerinize erişimi kısıtlayın.

Türkiye’deki siteler ve sözleşmeler

Yukarıda sözleşmelerin Türkçe olması gerektiğini belirtmiştik. Peki Türkçe sözleşmeleri kabul ettiğimizde bu ispatlanabilir mi? Islak imzanın bulunmadığı bir sözleşme ne kadar geçerli olabilir. Örnek olarak ülkemizde oldukça popüler olan bir spor sitesine üye olurken kabul ettiğimiz sözleşmeye bir göz atalım. İşte üyenin sorumlulukları başlığı altındaki maddelerden birkaçı;

- Üye bilgilerinin yetkisiz kişilerce okunmasından dolayı gelebilecek zararlardan ötürü sitenin sorumlu tutulamaz.

- Sitedeki servislerin kullanılmasından dolayı üyenin bilgisayarında oluşabilecek arızalar, bilgi kaybı ve diğer kayıplardan dolayı siteden tazminat talep edilemez.

- Sitenin dilediği zaman veya sürekli olarak tüm sistemi izleyebilir.

Daha devam eden benzeri nitelikte birçok madde daha var. Kısacası eliniz ayağınız bağlanıyor. Maalesef bu tip bir sözleşme tamamen geçerli. Site sahibi sizin bilgilerinizi alıyor ancak bütün sorumlulukları başından atabiliyor.

Avukatımızın verdiği bilgilere göre hukukumuzda gayrimenkul satışı, evlilik gibi bazı istisnalar haricinde sözleşmelerin kurulması için yazılı olmaları da gerekmiyor. Yazılı olması sadece ispat açısından önemli. Dolayısıyla internet üzerinden kurulan böyle bir sözleşme de ıslak imza olmamasına rağmen geçerli olacaktır.

Kaynak